Türkiye’nin savunma sanayisi, son yıllarda sadece iç pazardaki talepleri karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda küresel arenada da önemli bir oyuncu olma potansiyelini ortaya koyuyor. Bu dönüşüm sürecinin merkezinde, teknoloji üretimi ve bu teknolojilerin uluslararası pazarlara sunulması yatıyor. ROKETSAN’ın katkılarıyla Anadolu Ajansı (AA) Teknoloji Masası’nda yer alan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü’nün açıklamaları, bu stratejik hedefin önemini ve zorluklarını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Tütüncü, Türk savunma sanayisinin bugüne kadar büyük ölçüde kendi pazar koşulları içinde geliştiğini vurgularken, sektörün mevcut seviyesini koruması ve daha da ileriye taşınması için uluslararası pazarlardan daha fazla pay alınmasının hayati bir zorunluluk haline geldiğini belirtti. Bu yaklaşım, sadece üretim kapasitesini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda yerli teknolojilerin küresel tedarik zincirlerinde daha üst düzeyde yer almasını sağlamayı amaçlıyor.

SAHA İstanbul, 2015 yılında kurulan ve şu an 1400’ün üzerinde üyesi olan bu kümelenme, Türkiye’nin savunma ve havacılık sektöründeki KOBİ’lerin gücünü bir araya getiriyor. SAHA İstanbul’un temel amacı, bu KOBİ’lerin ana yüklenicilerin tedarik zincirlerinde yer almasının yanı sıra, kendi ürünlerini geliştirerek uluslararası pazarlara açılmalarını desteklemek. Bu, özellikle sektördeki çeşitliliği artırarak, Türkiye’nin savunma sanayisindeki riskleri azaltıyor ve inovasyonu teşvik ediyor.

Bu dönüşüm sürecinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (URGE) projesi ve SAHA Akademi gibi destek programları kritik bir rol oynuyor. Bu programlar, şirketlerin sadece teknik yeteneklerini değil, aynı zamanda yönetim, ticaret ve ihracat konularında da geliştirilmesine katkı sağlıyor. Özellikle, modern savaş ortamında talep gören yüksek teknoloji içeren, maliyet-etkin ve hızlı üretilebilen sistemlere odaklanılması, KOBİ’lerin küresel pazarda daha rekabetçi hale gelmesini sağlıyor. Bu trend, özellikle insansız sistemler, sensörler ve otonom çözümlerin yükselişiyle şekilleniyor ve Türkiye’nin savunma sanayisinin geleceğini belirlemede önemli bir rol oynuyor.