Doğu Anadolu Bölgesi'nde, efsanevi Nuh'un Gemisi olarak kabul edilen jeolojik bir oluşumun sırrını çözmek amacıyla kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nün koordinasyonunda yürütülen bu projede, yapının altında yatan gerçeklerin bilimsel yöntemlerle araştırılması hedefleniyor. Uzman bir ekibin katılımıyla gerçekleştirilen saha çalışmaları, bölgedeki jeolojik yapıyı ve geçmişteki araştırmaları yeniden değerlendirme fırsatı sunuyor.
Araştırma ekibinde yer alan Amerikalı jeolog Andrew Jones, yapılan karotlu sondaj çalışmalarında şaşırtıcı bir bulguya rastlandığını duyurdu. Sondaj sırasında sürekli olarak toprak numuneleri elde edildiğini belirten Jones, “Önceden bazı çevreler buranın doğal bir kaya oluşumu olduğunu ve milyonlarca yıllık süreçte şekillenmiş bir yapı olduğunu iddia ediyordu. Ancak sondajla elde ettiğimiz en önemli sonuç, yapının tamamen toprakla oluşmuş olduğuydu. Bu, araştırmanın yönünü değiştiren önemli bir bulgu” dedi. Elde edilen toprak örnekleri, yapının kökeni ve oluşumu hakkında daha fazla bilgi edinmek için laboratuvarlarda inceleniyor. Bu süreçte, organik materyaller ve çürümüş ahşap kalıntıları olup olmadıklarının araştırılması, yapının insan etkisinden tamamen uzak olup olmadığını belirlemeye yönelik çalışmalar devam ediyor.
Radar taramaları da projede önemli bir rol oynuyor. Ağustos ayında gerçekleştirilen taramalar, yüzeyin altında anomaliler tespit etmişti. Bu anomalilerin, doğal nedenlerle mi yoksa insan yapımı bir yapının kalıntılarıyla mı ortaya çıktığı henüz kesin olarak belirlenemiyor. Ancak, Amerikalı radar bilimcisi tarafından hazırlanan nihai raporun tamamlanması bekleniyor. Bu rapor, radar verilerine ilişkin detaylı analizleri içerecek ve anomalilerin doğasını daha iyi anlamamıza yardımcı olacak. Ekip, bu verileri, sondajlardan elde edilen toprak örnekleriyle birleştirerek, yapının karmaşık yapısını çözmeye çalışıyor.
Bu heyet, 1959'da Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan harita çalışmaları sırasında keşfedilen ve daha sonra birçok araştırmacının ilgisini çeken bu jeolojik oluşumu, şimdi bilimsel bir bakış açısıyla incelemektedir. Önceki araştırmaların çoğunun yüzeydeki şekle odaklandığına dikkat çeken Jones,