Karadeniz'in suları, savaşın gölgesinde yeni bir tehlikeyi barındırıyor. Rusya-Ukrayna arasındaki uzun süren anlaşmazlığın, ticari denizciliği hedef alan saldırılarla birlikte, Türkiye'nin ulusal güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından ciddi bir risk oluşturduğu gerçeği açıkça ortaya koyuluyor. Limanlardan enerji tesislerine, ticari gemilerden sivillere uzanan bu tehlike, Ankara'yı Karadeniz'deki kırmızı çizgilerini koruma konusunda yeni bir hesap sorma altına sürüklüyor.
Dördüncü yılın ardından, çatışmanın cephe hattından binlerce kilometre uzaklardaki denizlerdeki hareketlilik artıyor. İnsansız hava araçları ve denizaltılar, hedefli saldırılarıyla ticari gemileri tehdit ediyor. Bu durum, sadece Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilimi körüklemiyor, aynı zamanda Türkiye'nin stratejik öneme sahip Karadeniz'deki rolünü de yeniden şekillendiriyor. Türk şirketlerine ait gemilerin vurulması ve bu olaylarda can kaybı, Ankara'yı acil bir güvenlik değerlendirmesine yönlendiriyor.
Son aylarda, Ukrayna'nın Rusya'nın Karadeniz ve Azak Denizi'ndeki lojistik operasyonlarına karşı koyma stratejisi önemli ölçüde yoğunlaşıyor. Financial Times'ın haberine göre, Temmuz ayında Azak Denizi'nde 110'dan fazla sivil gemisi, insansız hava araçlarıyla hedef alındı. Bu operasyonların amacı, Rusya'nın yakıt ve lojistik hatlarını kesintiye uğratmak ve ticari denizciliği olumsuz etkilemek. Ancak bu genişleyen operasyon alanı, askerî hedeflerle ticari denizcilik arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor.
Bu durum, Washington'ın da dikkatini çekmiş durumda. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 31 Temmuz'da Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'ye, Rusya'ya ait Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) terminalini kullanan gemilerin hedef alınmamasını talep etti. ABD, saldırıların küresel petrol piyasasını istikrarsızlaştırmasından ve Amerikan şirketlerinin çıkarlarını etkilemesinden endişe ediyor. Kiev, bu endişelere karşılık CPC altyapısını ve belirli koşulları taşıyan Rus olmayan gemilere yönelik saldırıları durdurdu. Bir ABD yetkilisi, Washington'ın Ukrayna'yı Rus olmayan gemilere yönelik saldırıları engellemesi konusunda uyardığını Reuters'a doğruladı. Bu durum, Ukrayna'nın diplomatik müdahaleyle uluslararası çıkarlarını koruma yeteneğini gösteriyor.
Türkiye'nin karşılaştığı en kritik durum ise ağustos ayında yaşandı. Türk sahipli, San Marino bayraklı Necibe adlı yük gemisi, Rusya'nın Tuapse Limanı'nda buğday yüklemesi sırasında insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı. Gemide bulunan 18 denizci tahliye edildi ve Ural adlı Ro-Ro gemisine alındı. Üç gün sonra Ural, Novorossiysk açıklarında bir insansız hava aracı saldırısına uğradı ve Aşçıbaşı İlker Lazoğlu hayatını kaybetti. Bu olay, Karadeniz'deki güvenlik riskinin Türkiye için ne kadar derin olduğunu açıkça gösteriyor: Türk denizcilerden biri saldırıya uğrayıp hayatını kaybederken, tahliye edildiği ikinci gemi de kısa süre sonra vuruluyor. Bu durum, hem Türkiye'nin ulusal güvenliği hem de Karadeniz'deki ticari denizciliğin geleceği hakkında ciddi soruları beraberinde getiriyor.
Necibe'deki saldırının ardından, 17-18 Ağustos tarihleri arasında Novorossiysk ve Tuapse çevresinde tahıl ticareti yapan en az beş gemi de insansız hava araçlarıyla hedef alındı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhii Tykhyi, Karadeniz'deki saldırılarda Türk vatandaşlarının da hayatını kaybettiğini doğrulayarak ailelere başsağlığı diledi. Bu olaylar, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenli limanlarını koruma ve ulusal çıkarlarını savunma konusundaki stratejik zorluklarını bir kez daha gözler önüne seriyor.