İsrail’in hassas güvenlik atmosferinde, yaklaşan genel seçimlerin etkisiyle birlikte gerilim yükselmeye devam ediyor. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, seçim kampanyası stratejisi kapsamında kullandığı güvenlik teması, muhalefet lideri Yair Lapid tarafından acımasız bir şekilde eleştirildi. Özellikle, Netanyahu’nun bir askeri üssün fotoğrafını sosyal medyada paylaşarak ordu gücünü vurguladığı hamle, Lapid’in tepkisini daha da körükledi.
Lapid, X platformundaki açıklamasında, İsrail’in güvenliğinin seçim stratejilerine indirgenemeyeceğini vurgulayarak, Netanyahu’nun ‘güvenlik gösterisi’ olarak nitelendirdiği bu eylemi eleştirdi. ‘İsrail’in güvenliği, seçim videoları için bir sahne dekoru olamaz,’ ifadeleriyle Netanyahu’ya doğrudan bir meydan okuma yaptı. Ayrıca, 7 Ekim olaylarından sonra gelen uyarıların dikkate alınmadığını ve Netanyahu’nun seçim öncesi halkı korkutmaya yönelik bir strateji izlediğini savundu.
Lapid, mevcut güvenlik durumunda Şin-Bet, ordu ve polis teşkilatlarının seçim güvenliği için tam kapasiteyle hazır olduğunu ve herhangi bir panik yaratacak bir tehdidin bulunmadığını da özellikle belirtti. Uyarıların ise yalnızca ordu ve istihbarat kurumları tarafından, siyasi kaygılar taşınmadan duyurulması gerektiğini vurgulayarak, seçimlerin zamanında ve güvenli bir şekilde gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti. Bu açıklamalar, kamuoyunda güvenlik konusundaki belirsizliği gidermeye yönelik bir çaba olarak değerlendirildi.
Bu gelişmelerin ardından, Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, seçim öncesi farklı cephelerden gelebilecek potansiyel saldırı uyarılarının değerlendirildiği belirtildi. Ancak, muhalefet Yashar Partisi, tehditlerin gerçekliğinin doğrulanması için Netanyahu hükümetinin şeffaf bir şekilde muhalefeti bilgilendirilmesini talep etti. Netanyahu’nun ‘saldırı tehdidi’ iddiaları, muhalefet tarafından ‘siyasi bir hamle’ olarak algılanırken, kamuoyu yoklamalarındaki Netanyahu’nun gerilemesi, bu tür iddiaların seçim stratejisinin bir parçası olduğunu gösteriyor. Bu durum, seçim öncesi İsrail siyasetinde güvenlik konusunun ne kadar kritik bir rol oynadığını bir kez daha ortaya koyuyor.”}