Türkiye ekonomisinin geleceğine dair önemli bir değerlendirme BBVA Research tarafından yayınlandı. Eylüldeki raporunda, kurum, enflasyon ve büyüme projeksiyonlarını büyük ölçüde sabit tutarken, Türk Lirası'nın (TL) beklentileriyle uyumlu bir şekilde değer kaybı trendinin sürdürüleceğini teyit etti. Bu analiz, piyasalarda ve yatırımcılar arasında TL'nin geleceği hakkında önemli soruları beraberinde getiriyor.

Raporda, uzun vadeli sıkı para politikası uygulamasının gerekliliğine vurgu yapıldı. Dolar/TL kuru üzerinde kontrollü bir etki yaratabilmek için, reel faiz oranlarının belirli bir eşik seviyesinin üzerinde tutulmasının önemine dikkat çekildi. BBVA Research, bu senaryoda dolar/TL'de aylık yüzde 1,5 ile 2 arasında bir nominal değer kaybı beklentisini sürdürmekte, bunun gerçekleşeceği her ayın aynı oranda kesinlikle gerçekleşeceği varsayımını reddetmektedir. Bu yaklaşım, kur hareketlerinin karmaşıklığını ve piyasa dinamiklerini yansıtmaktadır.

Kurumun değerlendirmesinde, dolarizasyonun etkilerinin sınırlı kalacağı ve Türkiye Merkez Bankası'nın (TMB) güçlü rezervlerinin, dış şoklara karşı direnci artıracak ve finansal istikrarı koruyacak kritik bir rol oynaması gerektiği belirtildi. Bu durum, TL'nin geleceğiyle ilgili daha istikrarlı ve kontrollü bir görünüm sunmaktadır. BBVA, kur beklentilerini belirlerken, faiz ve enflasyon arasındaki dengeyi de yakından takip ederek, daha kademeli ve kontrollü bir değer kaybı senaryosunu öngörmektedir.

BBVA Research, TL'nin değer kaybı senaryosunun sürdürülebilmesi için, kısa vadede enflasyona göre hesaplanan reel faizlerin en az yüzde 4-5 seviyesinde kalması gerektiğini vurguladı. Bu, para politikasının sıkı tutulması ve yüksek reel faizlerin bir süre daha devam etmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Makroihtiyati tedbirlerin de sıkı finansal koşulların korunmasında önemli bir rol oynaması bekleniyor. 2026 yılı sonu tüketici enflasyonuna ilişkin tahmini yüzde 30 seviyesinde tutarken, risklerin hafifçe yukarı yönlü olduğunu ve enflasyondaki güçlü atalet, yüksek enerji fiyatları ve enflasyon beklentilerinin yeterince karşılanmamış olmasının başlıca riskler arasında yer aldığını vurguladı. Bu analiz, Türkiye ekonomisinin geleceği için önemli bir yol haritası sunarken, yatırımcıların ve politika yapıcıların dikkatli bir şekilde değerlendirmesini gerektirmektedir.