Fransa'nın eğitim alanındaki derin sorunları, gençlerin sokaklara dökülmesiyle sonuçlandı. Sınıflardaki aşırı kalabalık, yeterli sayıda öğretmen eksikliği ve gelecek kaygısı gibi faktörler, gençlerin isyanını tetikledi. Bu durum, Paris başta olmak üzere ülke genelindeki liseleri protesto gösterilerine sahne oldu. Protestoların başlangıçta daha sakin bir şekilde başlaması, zamanla şiddet ve gerilimle şekillenmeye başladı.
Çarşamba gününe doğru yaşanan olaylar, güvenlik güçleri ve öğrenciler arasında ciddi çatışmalara yol açtı. En az on adet öğretmen, yüzlerce öğrenci ve 48 güvenlik görevlisi yaralandı. Yaklaşık 400 liseyle birlikte öğrenim hayatı aksayan ülke, 440'tan fazla genç tarafından gözaltına alındı. Bu gözaltıların önemli bir kısmı, doğrudan şiddet eylemleriyle ilgili değil, ancak gösteri sırasında yaşanan olayların kontrol altına alınamaması nedeniyle gerçekleşti. Lille'deki bir ortaokulda yaşanan bir blokaj girişimi, 16 yaşındaki bir öğrencinin, eğitim sisteminin çöküşünü ve sınıflardaki aşırı kalabalığı sert bir dille ifade etmesine neden oldu.
Bu durum, Eğitim Bakanı Edouard Geffray'ın hükümetinin tepkisine yol açtı. Geffray, öğrencilerin protesto hakkının olduğunu vurgularken, aynı zamanda şiddet olaylarını da kınadı. İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise 440 kişinin gözaltına alındığını ve bu gözaltıların büyük çoğunluğunun, gösteri sırasında yaşanan olaylar nedeniyle gerçekleştiğini belirtti. Ancak, Fransız medyası, polis müdahalesinin aşırı güç kullanılarak yapıldığını ve protestoculara karşı orantısız bir tepki gösterildiğini savundu. Bu durum, hem öğrenci temsilcileri hem de bazı siyasi çevreler tarafından şiddetle eleştirildi.
Protestoların tırmanması, Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu'nun endişesini artırdı. 164 kişinin tutuklanmasının ardından, protestoların daha da yükseltilmesi konusundaki sorumsuzlukuna dikkat çekti. Bu olaylar, aynı gün ülke genelinde grev yapan öğretmen, hastane personeli ve kamu çalışanlarıyla birlikte, Fransa'da eğitim sektöründe ciddi bir krizin yaşandığını gösteriyor. İçişleri Bakanı Nuñez, 200 bin kişinin katıldığı protestolarda olaysızlığın büyük ölçüde hakim olduğunu belirtirken, güvenlik güçlerinin müdahalesi, hem protestoların şiddetlenmesine hem de hükümetin kontrolü yeniden sağlamaya çalışmasına neden oldu.