İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki, ‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ne” ilişkin devam eden yargılama, bugün 89. duruşma aşamasında önemli bir gelişmeyle sonuçlandı. Tutuksuz sanıklardan Serkan Yıldız, organizasyon firmasının sahibi olarak ifade verirken, mahkeme salonunda yoğun bir gerilim atmosferi hakim oldu. Sanık Yıldız, ihale süreçlerinde yaşadığı zorlukları ve ‘Emrah Bağdatlı’ aracılığıyla yönlendirildiğini iddia ederek, savunmasında önemli detaylar aktardı.

Yıldız, ihale başvurularının reddiyle karşılaşmasının, sektördeki diğer oyuncularla ortak bir şikayet olduğunu vurguladı. “Bana bu işlerin Emrah Bağdatlı’dan geçtiğini piyasadan diğer alt taşeronlardan söylediler” diyerek, Bağdatlı’nın bu süreçteki etkisini dile getirdi. WhatsApp üzerinden Eyüp isimli bir kişiyle yaptığı iletişimin, Bağdatlı tarafından yönlendirildiğini savladı. Sanık, Kültür AŞ’nin kendisine fatura göndermesi ve karşılığında ödeme yapmasının, ticari faaliyetini sürdürebilmek için zorunlu olduğunu, faturanın karşılığında herhangi bir mal veya hizmet verilmediğini iddia etti. Ağustos 2024 ve Eylül sonları döneminde 75 bin ile 58 bin lira arasında ödeme yaptığını belirterek, Kültür AŞ’nin muhasebe kayıtlarından bu meblağların temin edilebileceğini savundu. Sanık Yıldız, diğer sanıkların da benzer ödemelerde bulunduğunu ve savcılığın bu durumu yapay zeka ile oluşturulmuş bir iddia olarak değerlendirdiğini belirtti.

Sanık Yakup Öner, İBB’de harita mühendisi olarak görev yaparken, örgüt üyeliği suçlamalarını reddetti. Öner, kurum içinde üç resmi danışman – Ertan Yıldız, Murat Ongun ve Yiğit Oğuz Duman – bulunduğunu ve bu kişilerin farklı alanlarda yetkili olduğunu aktardı. Belediyedeki işleyişin, danışmanların bağlı olduğu birimlerin belirli görev ve yetki alanlarına sahip olmasıyla şekillendiğini, ihtiyaç halinde bu alanların birbirine bağlandığını savundu. Kendisinin hiçbir zaman yönetim toplantılarına katılmadığını, kurum içi işleyişte bir iş veya konu gündeme geldiğinde ilgili kişinin devreye girdiğini, belediye içindeki ve dışındaki kişi ve şirket ilişkilerinin bu süreçte birbirini tamamladığını ifade etti. Sanık Öner, farklı kişiler ve işler gibi görünmesine rağmen bunların tamamen birbirinden bağımsız olmadığını, görev ve yetki paylaşımı bulunan, gerektiğinde birbirleriyle koordinasyon sağlayan bir düzen olduğunu savundu. Belediye dışındaki isimlerden Murat Gülibrahimoğlu’nun, İbrahim Bülbüllü ve Fatih Keleş ile birlikte hafriyat işlerini yürüttüğünü duyduğunu, kendisinin bu isimlerden hiçbirinin bir parçası olmadığını belirtti.

İhale süreçlerinde bazı firmalarla görüşmeler yapıldığını ve ihale bedeli üzerinden yaklaşık yüzde 7-10 oranında pay talep edildiğini Öner ekledi. Mahkeme, sanıkların ifadelerinin soruşturmanın karmaşıklığını ve olası bağlantıları daha da derinleştirdiğini belirterek, bir sonraki duruşmada ifadelerin değerlendirilmesi ve ek delillerin takdir edilmesi kararla duruşmanın sonağını getirdi.