Küresel ticaretin yoğunluğu ve artan tüketim alışkanlıkları, lojistik operasyonlarındaki depolama talebini katlayarak yükseltiyor. Bu durum, özellikle sanayi bölgelerindeki uygun imarlı arsa bulmanın zorluğunu beraberinde getiriyor. Yüksek finansman maliyetleri ve artan işletme giderleri nedeniyle üretim faaliyetlerini yavaşlatan fabrikalar, lojistik şirketleri için alternatif bir gayrimenkul kaynağı olarak öne çıkıyor. Bu strateji, hem depo arzını artırıyor hem de şirketlerin finansal yükünü hafifletiyor.

Bu dönüşüm modelinin öncülerinden Reysaş gibi büyük oyuncular, Amcor, Gensenta, Tata Çelik ve Bianca Carrera’ya ait üretim tesislerini stratejik olarak depo komplekslerine çevirerek lojistik sektörüne hizmet veriyor. Bu trend, Marmara Bölgesi’nde başlayan bir dalgalanma ile Anadolu’nun tüm sanayi bölgelerine yayılıyor. Eyüp Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Bartık, bu dönüşümün lojistik sektöründe fiziki alan ihtiyacını karşılayarak her iki taraf için de karlı bir çözüm sunduğunu vurguluyor.

Piyasa analistleri, bu trendin yalnızca bir geçici çözüm olmadığını, lojistik sektöründeki temel arz eksikliğini gidermeye yönelik önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Denge Değerleme Genel Müdürü Simla Budakoğlu Sönmezler, sanayinin yoğunlaştığı bölgelerde atıl üretim tesislerinin yeniden işlevlendirilmesinin, lojistik ve depolama sektöründeki büyümeyle paralel olarak artan bir piyasa trendi olduğunu vurguluyor. Özellikle İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi sanayi koridorlarında arsa bulmanın zorluğu, geliştiricileri alternatif çözümler aramaya itiyor.

Bu durum, ekonomik ömrünü tamamlamış veya boşaltılmış tesislerin satın alınmasının rasyonel hale geldiği bir senaryoyu yaratıyor. Bazı fabrikalar mimari revizyonlarla dönüştürülürken, bazıları tamamen yıkılıp modern lojistiğin gerektirdiği yüksek tavanlı, geniş kolon açıklıklı ve rampalı yapılara çevriliyor. Bu dönüşüm, Doğu Marmara’da Gebze, Çayırova, Dilovası ve Tuzla-Orhanlı hattında; Avrupa Yakası’nda ise Hadımköy, Esenyurt ve Çatalca aksında yoğunlaşıyor. Bu süreçte, Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) mevzuatının doğrudan bağımsız lojistik depolamaya izin vermemesi, OSB dışındaki ticari parselleri ve münferit fabrika binalarını daha değerli hale getiriyor. Bu da,