A Milli Futbol Takımımız’ın Uluslar Ligi A Ligi 2. hafta karşılaşmasında İtalya’ya 4-1’lik mağlubiyet, taraftarların beklentilerini karşılamadı. Bursa’da oynanan bu mücadelede, ay-yıldızlı ekibin performansı eleştirilerle karşılaştı ve özellikle milli yıldızımız Arda Güler’in oyundaki rolü dikkat çekti. Maçın ardından İspanyol basınında Güler’in sergilediği öfke, büyük yankı uyandırdı.

AS gazetesinin internet platformunda yer alan detaylı analizde, maçın 56. dakikasında Arda Güler’in Barış Alper Yılmaz’a yaptığı etkili uzun pas, öne çıkarıldı. Bu pozisyonda Barış Alper’in golü, Oğuz Aydın’ın ofsayt pozisyonu nedeniyle geçersiz sayıldı. İspanyol basını, Arda Güler’in bu muazzam asistesini ve gol iptaliyle yaşanan hayal kırıklığını çarpıcı bir dille ele aldı: “Arda Güler bir şölen sunuyor: Real Madrid’in bu genç yıldızının sergilediği son harika ana tanık olun.” Ancak golün geçersiz sayılması, maçın genel atmosferiyle birlikte Güler’in yaşadığı duygusal yoğunluğu da pekiştirdi.

Arda Güler’in saha içindeki sinirleri, İspanyol medyasının ilgisini daha da artırdı. İlk yarıda 3-0 geriye düşen takımın performansı, genç yıldızı adeta çileden çıkardı. Soyunma odasına yöneldiği sırada, sol bileğindeki sargıyı sert bir şekilde çıkararak yere fırlattığı anlar, İspanyol basınında “Arda Güler’in muazzam öfkesi” başlığı altında yer aldı. AS gazetesinin yorumunda, “İtalya karşısında 3-0 geride oldukları ilk yarıdan sonra Arda Güler’in yaşadığı muazzam öfke, Real Madrid’de forma giyen Türk oyuncunun takımının felaket bir ilk yarı geçirmesinin ardından gizleyemediği bir tepkiydi.” ifadeleri kullanıldı.

El Desmarque gazetesinin yaptığı değerlendirmede, Arda Güler’in takım arkadaşlarından yeterli desteği göremediği, bu durumun da İtalya’nın Türkiye karşısında 20 dakikadan kısa sürede 3-0’lık üstünlüğüyle daha da derinleştiği vurgulandı. “Arda Güler tek başına yetmiyor: İtalya’nın Türkiye karşısında 20 dakikadan kısa sürede 3-0 öne geçmesine duyduğu acımasız öfke” başlığı altında yer alan haberde, genç yıldızın öfke gösteren tek isim olduğu ve bu durumun, henüz 21 yaşında takımın simge ismi haline gelmesine rağmen, Güler gibi bir yeteneğin kendi seviyesine ulaşamayan bir kadro içinde ne kadar yalnız kaldığının bir göstergesi olduğu belirtildi. Bu olay, Türk futbolunun geleceği için önemli bir ders niteliğinde olabilir.