Türk tiyatrosunun uzun ve parlak bir dönemini temsil eden Ali Hürol, 76 yıllık hayatının son noktasını çizdi. Yıllarca sahnelere ışık tutan, genç oyunculara ilham veren usta yönetmen ve oyuncu, sanat dünyasına olan katkılarıyla unutulmaz bir iz bırakmıştır. Tiyatroseverlerin kalplerinde özel bir yere sahip olan Hürol'un vefatı, sanat camiasında derin bir üzüntüye neden oldu.

Ali Hürol, 1968-1969 sezonunda Ankara Mithatpaşa Tiyatrosu'nda profesyonel hayatına başlama fırsatı bulmuş, ardından Ankara Devlet Konservatuvarı Yüksek Bölümü'nden eğitimini tamamlayarak Devlet Tiyatroları'nda sanatçı olarak görev almaya başlamıştır. Yıllar içinde kendi tiyatrosunu kurarak ve çeşitli tiyatro topluluklarında yer alarak, Türk tiyatrosunun gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. 30’a yakın yetişkin oyunu sahnelemesi ve çok sayıda çocuk oyunu yapımcılığı, tiyatro dünyasına olan bağlılığını ve tutkusunu göstermiştir. TRT’nin çeşitli yapımlarındaki seslendirme ve rejisörlük görevleri de sanatsal kimliğinin farklı boyutlarını ortaya koymuştur.

Hürol’un veda mesajları, sevenlerini derinden etkilemiş, özellikle de yakın dostu ve meslektaşı Melek Baykal’ın paylaşımları büyük yankı uyandırmıştır. Baykal, “Sevgili meslektaşım, çok değerli, nazik duayen tiyatro oyuncusu Ali Hürol’u kaybetmişiz. Çok üzgünüm. Mekânın cennet olsun sevgili Ali. Ailene ve sevenlerine sabır diliyorum” diyerek Hürol’un sanatsal mirasını öven ve onun huzur içinde bulunmasını dileyen bir başsağlığı mesajı yayınlamıştır. Bu türden paylaşımlar, tiyatro dünyasının bir parçası olarak kalıcı bir bağın olduğunu ve Hürol’un etkisinin sonsuza dek süreceğini göstermiştir.

Arda Aydın’ın babası Ali Hürol için yaptığı paylaşımlarda, “Çok sevgili canım amcam, Mert'in ve Zeyno'nun babası, Ferhunde teyzemin 52 yıllık hayat arkadaşı yoldaşı, babamın en yakın dostlarından biri Ali Hürol dünya değiştirdi. Üstümde çok emeği hakkı var, ödenmez...” ifadeleri, usta sanatçının sahne üzerindeki duruşunu ve tiyatro toplulukları içindeki önemini vurgulamıştır. Hürol’un sanat hayatı boyunca sergilediği özveri ve tutku, onun adını tiyatro tarihindeki en önemli isimlerden biri yapmıştır. Vefatı, Türk tiyatrosu için büyük bir kayıptır.