İzmir'in Karabağlar ilçesinde, 11 Mart 2026 tarihinde meydana gelen ve Aylin Güler’in hayatını derinden etkileyen olay, adli süreçte önemli gelişmelere sahne oluyor. Olayın merkezinde, eşi Okan Güler ve yanında bulunan Atılım Ekren ve Emine Acar Ekren isimli şüpheliler yer alıyor. İddianamenin detaylarına göre, Güler, eşi ve arkadaşları tarafından ticari taksiyle takip edilmiş, daha sonra zorla araçtan indirilerek kendi araçlarına bindirilmiş ve ardından şiddet olaylarına maruz kalmıştır.
Olayın ardından Aylin Güler, evin balkonundan düşerek ağır yaralanmış, şüpheliler hakkında eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs, silahla yağma, zincirleme tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yaralama ve ısrarlı takip suçlarından yargılanma sürecinin başlatılmasına neden olmuştur. Bu iddialar, mahkemede taksiye ait kamera kayıtlarının incelenmesi, sanıkların tutukluluk hallerinin devam ettirilmesi ve tanık dinlemelerinin yapılması gibi adli adımlar için zemin hazırlamıştır. Özellikle, taksi kamerası kayıtlarında yaklaşık bir dakikalık bir kesik tespit edilmesi, soruşturmanın karmaşıklığını artırmıştır.
Mahkeme, olayın delillerini tam olarak değerlendirmek ve sanıkların sorumluluğunu belirlemek amacıyla ek incelemeler talep etmiştir. Bu kapsamda, 112 ve 183 acil durum çağrı kayıtları, taksiye ait SD kartın incelenmesi ve Aylin Güler'in psikolojik sağlık raporlarının değerlendirilmesi için süreçler başlatılmıştır. Ayrıca, davada dinlenmeyen tanıkların dinlenmesi de duruşmanın öncelikli gündem maddesi haline gelmiştir. Bu durum, sürecin uzamasına ve yargılama tarihinin ertelenmesine yol açmıştır.
Olayın ardından, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, Aylin Güler’in 11 yıllık evliliği boyunca sanık hakkında 56 kez şikayetçi olduğunu, bu şikayetlerin tehdit, şantaj ve korkutmayla geri çektirildiğini iddia etmiştir. Osmanoğulları, Aylin Güler'in olay günü darbedildiğini, biber gazı kullanıldığını ve ardından evde şiddet uygulandığını, bu şiddetin Aylin Güler’in dördüncü kattan aşağıya düşmesine neden olduğunu belirtmiştir. Duruşmada tanıklık eden 8 yaşındaki kız çocuğunun “Babam benim köpeğimi döverek öldürdü” şeklinde ifade vermesi ise salonda büyük bir üzüntüye neden olmuş, olayın karmaşıklığını daha da artırmıştır. Sanığın mahkemede intihar ettiğini iddia etmesi ise, tanık ifadeleriyle çelişerek yargılama sürecinde belirsizliğe neden olmuştur.