Doğanın ve yaşamın hakkını koruma mücadelesi, Artvin’in Cankurtaran köyünde Reşit Kibar’ın canını talep etti. 2 Ekim’de başlayacak olan 6. duruşma öncesinde Halkevleri, bu acı olayla birlikte ortaya çıkan karmaşık tabloyu analiz ederek, adaletin sağlanması için güçlü bir çağrı yayınladı. Bu çağrı, sadece Reşit Kibar’ın cinayetinin sorumlularının yargılanması talebini değil, aynı zamanda ekolojik talan ve şiddetin ardındaki tüm yapıları deşifre etme amacını da barındırıyor.

Halkevleri, Reşit Kibar’ın yaşam mücadelesinin, sermayenin doğayı sömürdüğü ve emekleri gasp ettiği bir direnişin somut örneği olduğunu vurguluyor. Cinayetin, uzun süredir devam eden taş ocağı, mesire alanı ve turizm projeleriyle bağlantılı olduğu iddiaları, bu direnişin sadece bir köyün yaşam alanını koruma çabası olmadığını, aynı zamanda daha geniş bir ekolojik ve sosyal mücadele ağının parçası olduğunu gösteriyor. Halkevleri, bu mücadelede Reşit Kibar’ın yerini ve önemini vurgulayarak, “Gerçeğin peşine düşmek hepimizin sorumluluğu” sloganıyla, adaletin sağlanması için ortak bir hareket vermeye davet ediyor.

Hazırlanan kapsamlı rapor, cinayetin gelişimini 3 Eylül 2024’teki saldırıdan başlayarak, şirketin faaliyetleri, köylülerin direnç mücadelesi, kamu kurumlarının bilgileri, şirket temsilcileriyle resmi görevlilerin iletişimleri ve sonrasında yürütülen soruşturma ve kovuşturma sürecine kadar detaylı bir şekilde inceliyor. Rapor, sadece sanıkların yargılanması talebini değil, aynı zamanda bu süreçte ihmallerin, gecikmelerin ve örtülmelerin de tespit edilerek, tüm faillerin sorumluluğu hesaplanmasını talep ediyor. Raporun temel argümanı, adaletin sadece bireysel bir eylemle değil, toplumsal bir bilinşle ve ortak bir mücadeleyle sağlanabileceğidir.

Halkevleri’nin raporu, Cankurtaran’daki maden ve turizm projelerine karşı köylülerin yürüttüğü mücadele sırasında alınan güvenlik önlemlerinin yetersizliği, saldırı sonrası bazı köylülerin sanık haline getirilmesi ve soruşturma-yargılama sürecindeki delil eksikliği gibi önemli noktaları da ele alıyor. Ayrıca, kamu görevlileri, şirket yetkilileri ve siyasetçiler arasındaki karmaşık ilişkilerin de araştırılması ve bu ilişkilerin adaletin sağlanmasında nasıl bir rol oynadığının ortaya çıkarılması çağrısında bulunuyor. Raporun son bölümünde, “Hukuki süreçler gerçeğin ortaya çıkması ve adaletin sağlanması için yürütülmelidir” ifadesiyle, hukukun üstünlüğünün ve adil yargılanmanın önemine dikkat çekiliyor. Halkevleri, Artvin’de 2 Ekim’de düzenleyeceği duruşmada, yaşam savunmasını büyütürken, bu mücadelede Reşit Kibar’ın mirasını yaşatmayı ve ekolojik adaletin gerçekleşmesini amaçlıyor.”}çıkartma amacını da barındırıyor.

Raporun son bölümünde, “Hukuki süreçler gerçeğin ortaya çıkması ve adaletin sağlanması için yürütülmelidir. Bir toprağın geleceğini orada yaşayan insanların belirlemesi gerekirken şirketlerin yıkım getiren projeleri hukuk aracılığıyla kollamaya çalışıyorlarsa orada adalet yok demektir. Bu davada yürüttüğümüz adalet mücadelesi tam da bu yüzden bu denklemi tersine çevirmek içindir” ifadesine yer verildi. 

Raporun son bölümünde, “Hukuki süreçler gerçeğin ortaya çıkması ve adaletin sağlanması için yürütülmelidir. Bir toprağın geleceğini orada yaşayan insanların belirlemesi gerekirken şirketlerin yıkım getiren projeleri hukuk aracılığıyla kollamaya çalışıyorlarsa orada adalet yok demektir. Bu davada yürüttüğümüz adalet mücadelesi tam da bu yüzden bu denklemi tersine çevirmek içindir” ifadesine yer verildi.