Airbus’ın kargo uçağı devi olma hevesi, uzun süredir Boeing’in egemenliğinin altını oymuştu. Ancak Toulouse’dan kalkan A350F modeli, sektörde yeni bir dönemin başlangıcını müjdeliyor. İlk uçuşuyla birlikte Airbus, kargo uçakları pazarında daha iddialı bir oyuncu olarak adından söz ettirmeye hazırlanıyor. Bu stratejik hamle, Boeing’in uzun yıllardır sürdürdüğü hakimiyeti sorgulamaya açık bir zemine işaret ediyor.

Uçağın sertifikasyon sürecinin resmen başlamasıyla birlikte, 10.30 CET’te Toulouse havalimanından kalkan test uçağı, 4 saatlik bir uçuşla bu önemli adımı atıyor. Bu test uçuşu, A350F’nin performansını değerlendirmek ve gerekli ayarlamaları yapmak için kritik bir dönüm noktası olacak. Sonrasında, uçağın yaklaşık 400 saatlik yoğun bir test programından geçmesi planlanıyor. Bu süreçte, uçağın yakıt verimliliği, kargo kapasitesi ve teknik özellikleri detaylı bir şekilde incelenecek.

Airbus’ın A350F projesi, 2021 yılında başlatılmış ve başlangıçta 2025’te hizmete girmesi hedefleniyordu. Ancak, küresel tedarik zincirindeki aksamalar ve kargo kapısı geliştirme süreçlerindeki gecikmeler, planlanan zaman çizelgesini etkiledi. Bu durum, Airbus’ın operasyonel stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Şirket, 2027’de A350F’nin ticari hizmete girmesini hedefliyor ve bu hedefe ulaşmak için yoğun bir çaba gösteriyor.

Türkiye’nin de bu rekabetteki rolü, Türk Hava Yolları’nın (THY) Airbus ile yaptığı 2023’teki büyük uçak anlaşmasıyla şekilleniyor. THY, 5 adet A350F kargo uçağı sipariş vermiş ve bu sipariş, 70 adet A350 uçağının tamamı için bir parçası. A350F’nin 111 ton yük taşıma kapasitesi, 4 bin 700 deniz mili menzili ve 4,3 metre genişliğindeki ana kargo kapısı, uçağın uzun menzilli ve yüksek kapasiteli kargo taşımacılığı ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanmış. Ayrıca, A350F’nin yakıt tüketimi ve karbon salımı konusunda da önemli avantajlar sunması, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada da önemli bir rol oynayabilir.