Sancaktepe’nin Sarıgazi mahallesinde, 26 Eylül gecesi, seyyar kokoreç tezgahı işleten Bektaş Can’ın trajik ölümü, şehrin göbeğinde bir karanlık perdeyi araladı. İki motosikletli saldırganın silahlı saldırısı sonucu hayatını yitiren Can’ın ölümü, sadece bir bireyin hayatının sonu olmakla kalmadı, aynı zamanda organize suçun İstanbul’un sokaklarına uzanan etkilerini gözler önüne serdi.

Olay, güvenlik kameralarına yansıyan, adrenalin dolu anlarıyla hafızalara kazındı. Seyyar kokoreç tezgahında görevli olan Can, aniden gelen motosikletli iki kişinin saldırısıyla sarsıldı. Açılan ateş, Can’ın hayatını sonlandırdı ve saldırganlar, olay yerinden kaçarak cinayetin ardındaki karmaşıklığı daha da derinleştirdi. Olayın hemen ardından harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, soruşturmayı hızla genişletti.

Soruşturma kapsamında, cinayetin, daha önce iş yerinden haraç talep eden bir suç örgütüyle bağlantılı olduğu saptandı. Bu tespit, cinayetin basit bir çatışma olmaktan öteye gittiğini, organize suçun karmaşık ağının içine çekildiğini gösterdi. Yapılan araştırmalar, cinayetin, söz konusu suç örgütüne yönelik daha önce gerçekleştirilen bir silahlı yaralama olayının devamı niteliğinde olduğunu ortaya çıkardı. Bu durum, cinayetin ardındaki motivasyonun, haraç talebinin reddedilmesiyle ilgili olduğunu işaret etti.

Polis, saldırganların olaydan sonra kaçarken kullandığı plakasız motosikletin de izini sürdü. Çekmeköy Ömerli mevkiinde bulunan motosiklet, delil toplama çalışmalarına katkı sağlayarak soruşturmanın akışını hızlandırdı. Bu bulgu, polisin organize suç örgütüne karşı sürdürdüğü baskının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Sonuç olarak, İstanbul ve Kocaeli’nde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 8 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin tutuklanması, cinayetin ardındaki karanlık ağı bir nebze olsun aydınlatırken, adalete teslim edilen şüpheliler, organize suçun etkilerine karşı bir duruş sergiledi.