Avrupa otomotiv arenasında yaşanan radikal değişimler, Türkiye sanayisinin geleceğini derinden etkileme potansiyeli taşıyor. Koç Holding’in önde gelen isimlerinden Haydar Yenigün, Avrupa’nın korumacı eğilimlerinin Türkiye’nin otomotiv ekosistemindeki yerini yeniden şekillendirebileceğine dair güçlü bir uyarı yayınladı. Bu uyarı, sadece Türkiye’nin değil, küresel otomotiv endüstrisindeki stratejik dönüşümleri de gözler önüne seriyor.
Yenigün, “Made in Europe” kavramının artık geleneksel anlamını yitirdiğini ve Avrupa’nın daha esnek bir yaklaşıma geçmesi gerektiğini vurguladı. Şirketlerin 20-30 yıllık yatırım planlarını etkileyebilecek bu yeni dönemin, Türkiye’nin de hazırlıklı olmasını gerektirdiğini belirtti. Türkiye’nin, Avrupa’nın üretim standartlarına uyum sağlayarak, hem kapasitesini hem de esnekliğini artırarak, potansiyel risklere karşı kendini koruyabileceğini savundu.
Türkiye’nin otomotiv sektöründeki üretim kapasitesi, 20 milyon adetle Avrupa’nın en büyük oyuncularından biri konumunda. Koç Grubu’nun bu kapasitenin önemli bir bölümünü (1,3 milyon adet) bünyesinde barındırdığını ve büyük bir bölümünün yeni yatırımlar için hazır olduğunu açıkladı. Ancak, bu büyük kapasitenin yanı sıra, Çinli otomotiv şirketlerinin teknolojik ilerlemeleri ve Avrupa pazarına girişi, Türkiye’nin rekabet gücünü de sorgulanabilir hale getiriyor. Yenigün, Çinli şirketlerle işbirliğinin, Türkiye’nin bu değişime adapte olmasının bir yolu olabileceğine işaret etti.
Avrupa’nın, otomotiv sektöründeki ortak bir sistem oluşturması gerektiği, ancak mevcut durumda farklı ülkelerin farklı yaklaşımlar sergilediği vurgulandı. Bu durum, Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirindeki konumunu riske atabilir. Avrupa’nın mevcut üretim altyapısını korumasında sakınca görülmezken, “Made in Europe” kararlarının şirket sahiplerinin de dahil olduğu stratejik bir konu olarak ele alınması gerektiği belirtildi. Aksi takdirde, Avrupa’da fabrikalar bulunurken iş gücü eksikliği yaşanması, sektörde ciddi sorunlara yol açabilir.