Türkiye siyaset sahnesine yeni bir boyut getiren açıklamalar, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan geldi. KRT TV’deki ‘Liderler Özel’ programında yaptığı konuşmada, ortaya çıkan iddiaların ardında yatan gerçeklerin ve iktidarın bu durumu nasıl yönettiğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Arıkan, yaşananların sadece bir başlangıç olduğunu ve karmaşık bir sürecin fitilinin ateşlendiğini vurguladı.
Konuşmasının merkez noktasını, eski bakanla ilgili çıkan haberlerin merkezden yönlendirildiği ve iktidarın Betül Hanım’ı ‘kurban’ olarak görmeye başladığı iddiasına yoğunlaştırdı. Arıkan, bu durumun sadece bir istifa sürecinin değil, aynı zamanda bir örtbas girişimi olduğunu savundu. Toplumun her kesiminden bu iddiaların yankı bulduğunu belirterek, ‘Pazardaki vatandaş bunu konuşuyor, köydeki vatandaş bu fon meselesini konuşuyor’ diyerek halkın duyarlılığını ve toplumsal farkındalığı ön plana çıkardı. Arıkan, sadece anlık sonuçların değil, bu skandalın altında yatan kurgunun ve düzenin de tartışılması gerektiğini vurgulayarak, 24 yıl boyunca inşa edilen sistemin bu olaya nasıl yol açtığını analiz etti.
Arıkan, ‘Birkaç kurban verilerek sürecin kapatılacağını ben düşünüyorum’ diyerek iktidarın aciliyetini ve çözüm odaklı yaklaşımını net bir şekilde ifade etti. Yaşananların, iktidarın ‘entegre bir düzenek’ sayesinde ortaya çıktığını, bu düzenin değiştirilmesi gerektiğini savundu. Partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve partili yolsuzluk sisteminden kurtulmanın acil olduğunu belirterek, siyasetteki yozlaşmanın ‘hırsızın hırsızın savaşı’na dönüşmesini engelleyecek mekanizmaların kurulması gerektiğini vurguladı. Arıkan, iktidarıyla muhalefetiyle bir seferberlik başlatarak bu ‘bağırsakları temizlemenin’ gerekliliğine işaret etti.
Arıkan, iktidarın olaylara müdahale biçimini, ‘bir yangın çıkıyor, yangını takip ediyor’ metaforuyla eleştirerek, yangın çıkmadan tehlikeleri ortadan kaldırmanın önemini vurguladı. İktidar yetkililerinin söylemleriyle eylemlerinin arasındaki tutarsızlıkları dikkat çekici bir şekilde tespit etti. 60 milyar doların Kur Korumalı Mevduat yoluyla buharlaştığını, Merkez Bankası operasyonlarıyla 128 milyar doların da kaybolduğunu belirterek, ‘800 milyar’ın Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğundan bahsedildiğini savundu. Borsanın ve fonların kayıt altında olduğunu, böyle bir gizli iş yapma şansının olmadığını belirterek, ‘Turnusol kâğıdı’ olarak bu meselenin şeffaf bir şekilde aydınlatılmasını beklediğini söyledi.”}p>