Türkiye’nin siyasi gündemine bomba gibi düşen olaylar, eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir dizi finansal operasyona karıştığına dair iddialarıyla şekilleniyor. Bu iddialar, yalnızca siyasi bir skandala dönüşmekle kalmayıp, aynı zamanda hukukun ve adaletin tarafsızlığının sorgulanmasına zemin hazırlıyor. Sayan Kaya’nın, yaklaşık 2.2 milyar lira değerinde hisse alıp satma sürecinde, kamuoyunda büyük bir tartışma yaratmasına neden olan bu olay, adalet sisteminin nasıl çalıştığına dair önemli soruları da beraberinde getiriyor.
Olayın merkezinde, Sayan Kaya’nın Nisan ayında 163 milyon liralık bir Özata hissesi satın alması ve ardından eylül ayında 2.2 milyar lira karşılığında bu hisseleri satması yer alıyor. Görevinden istifa etmesine rağmen, sosyal medya hesaplarında ‘AKP Genel Başkan Yardımcısı’ unvanını koruması, kamuoyunda şaşkınlık ve eleştirilerin odağı oldu. İktidar partisi tarafından yapılan açıklamalar, soruşturma kapsamında ‘sorumlu kişilerden hesap soracağının’ altını çizse de, Sayan Kaya’nın ifadeye çağrılmaması, adil bir yargılama sürecinin eksikliğini gözler önüne seriyor.
Bu durum, hukukun üstünlüğüne dair ciddi endişeler uyandırdı. İktidar kanadından yapılan açıklamaların, Sayan Kaya’nın ifadesinin alınmaması ve soruşturmanın adil bir şekilde yürütülmemesi üzerine yapılan eleştirilere rağmen, durum değişmedi. Bu durum, farklı hukuki süreçlerin, İmamoğlu’na göre farklı, Sayan Kaya’ya göre farklı şekilde işletilmesi, adalete olan güveni sarsan bir ayrımcılık algısı yaratıyor. Siyasi isimlerden gelen tepkiler, bu ayrımcılığın özellikle dikkat çekilmesi gerektiğini gösteriyor.
Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz gibi isimler, soruşturmanın siyasi ve bürokratik boyutlarının da araştırılması gerektiğini vurgulayarak, Sayan Kaya’nın ifadesinin derhal alınmasını talep ediyor. Yavuzyılmaz, fon vurgunu soruşturmasının örtbas edilmesini suçlayıcı bir dille ifade ederek, Sayan Kaya ile bağlantılı diğer AKP’li siyasetçilerin ve bürokratların da tespit edilmesini talep ediyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin siyasi ve hukuki arenasında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir mi, sorusunu akıllarda bulandırıyor.”} attığı açıklamalarda, Sayan Kaya’nın Erdoğan’dan yürüttüğü tüm görevlerden affını istemesine ilişkin endişelerini dile getirdi. Emir, sürecin şeffaflığı ve adil bir şekilde yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu durum, adalete olan güveni yeniden tesis etme ve hukukun üstünlüğünü koruma açısından önemli bir dönüm noktası olabilir.