Küresel metal piyasalarındaki dengesizliklerin en belirgin örneklerinden biri haline gelen bakır, son dönemde beklenmedik bir ivme yakaladı. Bu durumun temelinde, basitçe artan talep değil, küresel oyuncuların stok biriktirme stratejileri ve arzda yaşanan kesintiler yatıyor. Deutsche Bank’ın uzmanları, bu durumun bakır fiyatlarında tarihi zirvelere ulaşılmasına zemin hazırladığını ve piyasanın artık ‘talep ne kadar yüksek?’ sorusundan ‘yeterli kaynak mevcut mu?’ sorusuna geçildiğini vurguluyor.

Deutsche Bank’ın öngörülerine göre, 2027’nin ikinci çeyreği için ton başına 22 bin 50 dolar fiyat hedefi, sadece talep artışının bir sonucu değil, aynı zamanda fiziksel bakır elde etmenin giderek zorlaşacağı beklentisine dayanıyor. Bu senaryoda, küresel yer üstü bakır stoklarının büyük bir bölümünün, ABD ve Çin’in stratejik depolarında toplandığı tahmin ediliyor. Bu durum, arzın diğer alıcılar tarafından kolayca erişilememesi halinde, fiyatların sert bir şekilde yükselmesine neden olabilir. Londra Metal Borsası’nın 28 Eylül’deki fiyatı (ton başına 14 bin 740 dolar) bu yeni senaryoya göre oldukça düşük kalıyor.

Bu durumun arkasında yatan en önemli faktörlerden biri, ABD’de uygulanan olası ithalat tarifelerine karşı artan stok birikimlerinin yarattığı etki. ABD’li üreticilerin, dışarıdan bakır ithalatını engellemek amacıyla depolarını doldurması, küresel metal akışını derinden etkiliyor. Londra’daki depolama tesislerine kıyasla ABD’deki depolama tesislerinin daha az sayıda olması ve Londra Metal Borsası fiyatlarının ABD’de primli olarak işlem görmesi, bakırın farklı Amerikan depoları arasında sıkışmasına ve Avrupa ile Asya’daki alıcıların erişimini zorlaştırmasına yol açıyor. Bu durum, arzın daralmasına ve fiyatların yükselmesine katkıda bulunuyor.

Ek olarak, Çin’deki üretimdeki düşüş de bakır piyasasında ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Wood Mackenzie ve Zijin Tianfeng Futures tahminlerine göre, Çin’in rafine bakır üretiminin 2026’da sadece yüzde 3 ile yüzde 3,4 arasında artması bekleniyor. Bu, 2026’dan beri ilk kez gerçekleşecek olan üretimde gerileme anlamına geliyor. Bunun nedenleri arasında, konsantre ve hurda bakır tedarikindeki sıkıntılar ve İzabe tesislerinin kapasitesinin genişlemesi yer alıyor. Ayrıca, Ekim ve Kasım aylarında planlanan bakım duruşları da rafine bakır üretimini yaklaşık 80 bin ton azaltacak. Şili’deki Escondida madeninden gelen bir diğer risk ise, yönetici ve teknik personel sendikasının, şirketin son toplu sözleşme teklifini grev yönünde oylama yapması. Bu durum, dünya bakır arzında ciddi bir aksaklığa neden olabilir ve fiyatları daha da yükseltebilir. Fiyatların yükselmesi durumunda, elektrik ve sanayi sektöründeki bazı kullanıcıların daha ucuz olan alüminyuma yönelmesi de bakır talebini azaltabilir.