Kuzey Kore Dışişleri Bakan Yardımcısı Kim Son-gyong, Birleşmiş Milletler'deki önemli bir forumda, ülkesinin nükleer gücüne dair net bir mesaj gönderdi. Kim, uluslararası ilişkilerdeki değişen dinamikleri, tek bir aktörün baskınlığını ortadan kaldırma eğilimini işaret ederek değerlendirdi. 'Çağın karşı konulamaz eğilimi', küresel siyasetin çok merkezli bir yapıya doğru evrildiğini vurguladı. Bu dönüşüm, Kuzey Kore'nin uluslararası arenadaki konumunu sağlamlaştırma stratejisinin temelini oluşturuyor.

Kim Son-gyong, Kuzey Kore'nin ‘tavizsiz bir nükleer statüye’ sahip olduğunu ve bu durumun herhangi bir koşulda tersine çevrilemeyeceğini sert bir şekilde ifade etti. Bu ifade, ülkenin nükleer programının temelini oluşturan ve uluslararası toplum tarafından sürekli olarak eleştirilen politikayı yeniden vurguladı. Bu duruş, Kuzey Kore'nin dış politikası ve güvenliği ile ayrılmaz bir şekilde entegre edilmiş bir stratejinin parçası olarak değerlendirilebilir.

Konuşmasında, Japonya'nın yeniden silahlanma çabaları ve bu doğrultudaki adımları da eleştirildi. Kim, Japonya'nın ‘karşı saldırı kapasitesi’ adı altında gerçekleştirdiği faaliyetlerin, bölgede gerilimi artırabilecek potansiyele sahip olduğunu savundu. Ayrıca, ABD, Japonya ve Güney Kore'nin düzenlediği ortak askeri tatbikatları da ‘savaş bulutları’nı tetikleme riski taşıyan provokatif eylemler olarak kınadı. Bu eleştiriler, Kuzey Kore'nin bölgedeki güvenlik dengesi ve istikrarı konusundaki hassasiyetini açıkça ortaya koydu.

Kim Son-gyong, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik gerçekleştirdiği askeri operasyonları, ‘devlet destekli terörizm’ olarak tanımlayarak, bu eylemleri kınadı. Bu yaklaşım, Kuzey Kore'nin uluslararası hukuk ve güvenlik normlarına dair tutumunu gösterirken, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörlerin eylemlerine karşı eleştirel bir bakış açısı sergilediğini de ortaya koydu. Bu konuşma, Kuzey Kore'nin güçlü nükleer statüsünü koruma ve uluslararası arenadaki itibarını güçlendirme çabasının bir parçası olarak değerlendirilebilir.”}”ç