Yunanistan'ın güvenlik stratejileri hakkında sızıntılar, Atina'nın Türkiye'ye karşı bir dizi önleyici tedbir hazırladığını gösteriyor. Ta Nea gazetesinin haberine göre, Yunanistan Genelkurmay Başkanı Dimitrios Houpis'in 2025'te yaptığı açıklamalar, ‘uzun menzilli stratejik darbe niteliğinde önleyici saldırılar’ konusundaki değerlendirmelerini ortaya koyuyor. Bu durum, bölgedeki gerilimi tırmandırabilecek potansiyel bir senaryo olarak değerlendiriliyor.

Senaryo, Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (EYP) üzerinden başlanıyor. EYP'nin, müttefik ülkelerden elde ettiği uydu verileri sayesinde Türk ordusundaki hareketleri analiz ettiği ve bu bilgiyi Yunanistan Ulusal Güvenlik Hükümet Konseyi'ne (KYSEA) ilettiği belirtiliyor. Ancak bu istihbaratın doğruluğunun kritik öneme sahip olduğu, yanlış bir değerlendirmenin Yunanistan'ın uluslararası arenadaki itibarını zedeleyebileceği ve diplomatik desteklerini kaybetmesine yol açabileceği vurgulanıyor. Bu aşamada, potansiyel bir ‘önleyici saldırı’ için zaman çizelgesi başlatılıyor.

İkinci aşamada ise Yunanistan, elektronik harp operasyonları ile Türk savunma sistemlerinin (radar, iletişim) etkisiz hale getirilmesi üzerine odaklanıyor. Rafale ve F-16 Viper savaş uçakları, Türkiye'deki hava üslerini hedef alırken, Spike NLOS ve Exocet gibi sistemlerle Türk çıkarma birimlerinin limandaki konumlarına yönelik hassas saldırılar planlanıyor. Bu durum, Türkiye'nin de benzer şekilde füze ve İHA'larla karşılık vermeye hazır olduğunu gösteriyor.

Bu senaryonun en kritik noktası, uluslararası toplumun araya girmesiyle ortaya çıkıyor. 24 saatlik bu süreç, ateşkes çağrılarıyla birlikte ABD, NATO ve Avrupa Birliği'nin (AB) tarafları çatışmanın önüne geçmeye çalışacağı bir ortam yaratıyor. Yunanistan'ın müzakere masasında askeri açıdan daha avantajlı bir konuma oturması hedeflenirken, bu senaryonun karmaşık ve belirsiz bir dinamik oluşturduğu belirtiliyor. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz'in yorumları, Yunanlıların hazırladığı bu planın ‘kağıt üzerinde kolay’ göründüğünü ancak gerçekte birçok risk barındırdığını vurguluyor. Yunanistan'ın İsrail ile olan askeri işbirliğinin, Atina'daki bazı çevrelerde İsrail'in ‘ilk vuruş’ doktrinini benimsemeye yönelik baskı oluşturduğu da dikkat çekiliyor. Bu durum, bölgede yeni bir güvenlik paradigmasının ortaya çıkabileceği endişesini artırıyor.”}