Rusya lideri Vladimir Putin’in, Türkiye’nin S-400 hava savunma sisteminin yurt dışına transfer edilmesi sürecini tetikleme koşulları, küresel güvenlik dengelerinde önemli bir değişim potansiyeli taşıyor. Kremlin’in belirlediği şartlar, sadece Türkiye’nin NATO ile olan ilişkilerini değil, aynı zamanda Avrupa’nın askeri destek politikalarını da yeniden şekillendirme riskini barındırıyor. Bu durum, özellikle Ukrayna’daki savaşın ardından artan askeri yardımlarla ilgili tartışmaları daha da alevlendirebilir.
Rus yetkililer, S-400’lerin devri için öncelikle Türkiye’nin ‘dost ülke’ statüsünün korunmasını vurguluyor. Bu, Kremlin’in Türkiye’nin Rusya ile olan stratejik ittifakını sürdürme hedefiyle uyumlu bir yaklaşım. Ancak, sistemin başka bir ülkeye aktarılmasını engelleyen en kritik unsur, Rusya’nın ‘Ukrayna ambargosu’ şartı. Bu şart, Avrupa ülkelerinin Rusya’ya karşı uyguladığı yaptırımların da S-400’lerin geleceği üzerindeki etkilerini göz ardı etmiyor.
Bu karmaşık siyasi manevra, özellikle BAE ve Kuveyt gibi potansiyel alıcı ülkeler üzerinde yoğun bir baskı yaratıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın dün BAE’ye yaptığı ziyaret, Kremlin’in bu ülkelerdeki diplomatik faaliyetlerini yoğunlaştırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak, S-400’lerin devri için Rusya’nın onayını alabilmek, sadece bu ülkelerin Rusya ile ‘dost ülke’ olma şartını sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda sistemin aktarılmayacağına dair kesin bir güvence vermelerini de gerektirecek.
Türkiye’nin 2019’da Rusya’dan 2,5 milyar dolara satın aldığı S-400’lerin, F-35 programından çıkarılması ve hangarlarda bekletilmesi, sistemin güncel savaş arenasındaki rolünü ve potansiyel değerini tartışmaya açıyor. Kremlin’in bu sistemin devri konusundaki tavrı, Türkiye’nin savunma stratejisinde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir mi, yoksa uzun süreli bir belirsizlik mi yaratacak, zaman gösterecek.