Küresel alüminyum piyasasının dinamikleri, 2026 yılında Türkiye’nin sektördeki konumunu yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Uluslararası Alüminyum Enstitüsü (IAI) tarafından sunulan veriler, küresel birincil alüminyum üretimindeki artış trendini gösteriyor; 2025 yılına doğru yaklaşık 73,78 milyon tonluk bir hacme ulaşılması bekleniyor. Bu artışın büyük bir bölümü, Çin’in üretimindeki yükseliş ve diğer büyük üreticilerin (Rusya Federasyonu, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri) performansıyla şekilleniyor. Ancak, Türkiye’nin alüminyum sektöründeki işlenmiş ürünlerdeki (özellikle ekstrüzyon ve yassı mamuller) Avrupa’daki önemli tedarikçi rolü, bu küresel trende önemli bir katkı sağlıyor.
Sektördeki talep, ulaşım ve inşaat gibi ana sektörlerden kaynaklanıyor. Otomotiv sektöründeki hafifleştirme trendi ve elektrikli araç pazarındaki hızlı büyüme, alüminyum talebini destekliyor. İnşaat ve yapı sektöründeki kentsel ve altyapı yatırımları da bu talebi besliyor. Türkiye, Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre alüminyum sektöründe demir ve demir dışı metaller sektöründe en büyük paya sahip ihracatçı ülke konumunda. Alüminyumun hafifliği, işlenebilirliği ve korozyona karşı direnci, onu birçok endüstride giderek daha popüler hale getiriyor. 2025 yılında, alüminyum ihracatının toplam demir ve demir dışı metaller sektöründeki payı yaklaşık %40'ı buluyor ve bu da 5,36 milyar dolar seviyesinde bir hacme karşılık geliyor.
Türkiye’nin alüminyum hammaddesi kaynakları, özellikle boksit yatakları açısından önemli. Toplam 422 milyon ton civarında boksit rezervi bulunuyor; ancak işlenebilir boksit miktarı 63,3 milyon ton civarında seyrediyor. Bu, yıllık yaklaşık 1 milyon ton kapasiteli bir birincil alüminyum tesisi kurduğumuzda 15 yıl, 500 bin ton kapasiteli bir tesis ise 30 yıl yetecek kadar hammadde olduğu anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye’nin alüminyum üretiminde sürdürülebilirlik açısından önemli bir zorluk teşkil ediyor. Hammadde tedarik zincirinin güvenilirliği, maliyetler ve çevresel etkiler gibi faktörler, alüminyum sektörünün büyüme stratejilerini doğrudan etkileyecek.
Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) tarafından paylaşılan verilere göre, küresel piyasalardaki dalgalanmaların ardından alüminyum sektöründe yaşanan durgunluk, 2024 ve 2025 yıllarında da etkisini sürdürmüş. Ancak, 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin alüminyum ihracatı, miktar bazında %0,19 ve değer bazında %6,8 artışla 1,23 milyon tona ve 5,58 milyar dolara ulaştı. 2026 yılının ilk yedi ayında ise ihracat, miktar ve değer bazında artışlar devam ederek 743 bin tona ve 3,8 milyar dolara yükseldi. Bu durum, sektörün yeniden toparlanma ve büyüme trendine girmesinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.”}p>”