Eğitim arenasında beklenmedik bir gelişme yaşandı: Okullar, yaz tatil döneminde sadece sportif ve kültürel faaliyetlerle değil, aynı zamanda dinî eğitim programları düzenleyecek şekilde yeniden şekillenecek. Danıştay’ın 5 yıl önce aldığı iptal kararının gölgesinde kalan, TÜGVA ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) arasındaki protokol, 2030’a kadar geçerliliğini koruyarak, yüzlerce devlet okuluna yeni bir dinamik getirecek.

Protokolün temel unsuru, MEB’in okullarının konferans salonları, spor salonları, bahçeleri ve laboratuvarları gibi imkanlarını TÜGVA’ya tahsis etmesi. Ancak, protokolün detayları, özellikle de 2026 eğitim yılının bitişini beklemeden harekete geçerek, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine “Kuran-ı Kerim”, “Temel Dini Bilgiler” ve “Hadis” derslerini vereceği duyurusunun, MEB’in resmi programatik çerçevesiyle çeliştiği yönünde tartışmalara yol açtı. Bu durum, vakfın okullarda din dersleri vermesi için öğrencileri 5. sınıf düzeyinden başlayarak 8. sınıfa kadar kapsayan bir sistem oluşturmasıyla somutlaştı.

Ancak bu yeni düzenleme, hukuken sorunlu bir zemine inşa edilmiş durumda. Danıştay’ın 5 yıl önce yaptığı iptal kararı, protokolün geçerliliğini tartışmalı hale getirmiş. Protokolde vakfın, “Kuran-ı Kerim, Temel Dini Bilgiler, Hadis” adı altında ders vereceği bilgisi yer almadığı için, hukuki geçerliliği konusunda ciddi şüpheler bulunmaktadır. Ayrıca, MEB’in okulların kullanım alanlarını açması, protokolün ihlal edilmesine zemin hazırlamaktadır. Mevzuata aykırı bu durum, hukuki süreçlerde ciddi sorunlara yol açabilir.

Bu gelişmelerin ardından, TÜGVA İstanbul İl Temsilciliği, İstanbul Valiliği’ne başvurarak, şehrin 208 okulunun tahsisini talep etti. Valilik, vakfın talebini onaylayarak, okul müdürlerine protokol kurallarının titizlikle takip edilmesi konusunda uyarıda bulundu. TÜGVA, kız ve erkek öğrenciler için ayrı sınıflarda eğitim uygulamayı planlarken, bu durumun eğitimde farklılık yaratma potansiyeli taşıdığına dair eleştiriler yükseldi. TÜGVA İstanbul İl Temsilcisi Beytullah Çiçen'in, gıda mühendisi kimliği ve helal gıda sertifikası eğitimi vermesi, vakfın farklı alanlardaki faaliyetlerinin ve siyasi etkileşimlerinin de tartışılmasına neden oldu.