Türkiye’nin jeopolitik hassasiyetleri ve bölgesel etkileri üzerine yoğunlaşan medya ve analitik tartışmalarda, son zamanlarda Azerbaycan’a yönelik eleştirilerin sıklığı ve içeriği dikkat çekici bir hal alıyor. 1news.az’ın yayınladığı kapsamlı analizde, bu eleştirilerin altında yatan dinamikler ve potansiyel sonuçları mercek altına alınıyor.
Yalçın Aliyev imzasıyla hazırlanan yazıda, Azerbaycan’ın İsrail ile sürdürdüğü ticari ve diplomatik ilişkiler, özellikle de 2024’te açıklanan kısıtlamalar ışığında, ‘çifte standart’ olarak değerlendiriliyor. 2,86 milyar dolarlık İsrail ticaretine rağmen, Türkiye’nin diğer ülkeler üzerinden benzer ticaretlerin devam ettiği iddiası, dikkatli bir gözle eleştiriyi şekillendiriyor. Bu durum, sadece ticari bir tartışma olmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası ilişkilerdeki karmaşıklıklarını da gözler önüne seriyor.
Analiz, sadece İsrail ilişkilerine odaklanmayarak, Türkiye-Ermenistan arasındaki gerilimli durumu da derinlemesine inceliyor. UN Comtrade ve OEC verilerine atıf yapılarak, 2024 ve 2025 yıllarında Türkiye’den Ermenistan’a yapılan ticaretin 336 milyon ve 367 milyon dolar civarında olduğu belirtiliyor. Bu ticaretin büyük bir bölümünün Gürcistan üzerinden gerçekleşmesi, bölgedeki ekonomik akışların ve Türkiye’nin rolünün karmaşıklığını ortaya koyuyor. Ayrıca, 2008-2009 futbol diplomasisi, Abdullah Gül’ün Erivan ziyaretleri ve Zürih Protokolleri gibi geçmiş olaylar da tartışma zemine dahil ediliyor.
Yazıda, Türkiye’nin Karabağ’daki projelerine yönelik eleştirileri de değerlendiriliyor. Bayraktar SİHA’ları gibi savunma sanayi ürünlerinin ticari sözleşmelerle sağlanması ve Karabağ’ın yeniden inşasında Türk şirketlerine verilen 5 milyar doların üzerindeki sözleşmeler, dengesizliğin bir göstergesi olarak sunuluyor. Ayrıca, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan gibi diğer ülkelerle yapılan benzer projelerle karşılaştırma yapılıyor. Azerbaycan’ın Türkiye’ye verdiği siyasi desteğin (1915 olaylarına ilişkin destek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilişkiler, 2023 depremlerinde yardım) de göz ardı edilmeden, bu desteğin Türkiye’nin dış politika stratejisindeki öneminin altı çiziliyor. Son olarak, Kahramanmaraş’taki yerleşim projesi için yapılan 100 milyon dolarlık yatırım, Azerbaycan’ın Türkiye’ye olan ekonomik bağlılığını pekiştiriyor. Bu analiz, Türkiye’deki eleştirilerin sadece bölgesel bir rekabetin sonucu olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası arenadaki konumu ve bölgesel etkilerinin karmaşık bir yansıması olduğunu gösteriyor.