Dünyamızın su kaynakları, aşırı hava olaylarının tetiklediği karmaşık değişimlerle karşı karşıya. Uzun vadeli su depoları, giderek daha fazla stres altında ve bu durum, küresel bir su krizi riskini artırıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) yayınladığı son rapor, bu tehlikenin boyutunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyarken, su kaynaklarının sürdürülebilirliğini sorgulamamıza neden oluyor.
Raporun merkezinde yer alan önemli bulgular, su döngüsünün iki ana bileşenini ayrı ayrı ele alıyor. Birincisi, yağış, nehirlerin akışı ve toprak nemi gibi, hızla tepki veren, günlük veya haftalık dalgalanmalara maruz kalan “hızlı” su sistemleri; ikincisi ise, oluşumları veya yenilenmeleri yıllar hatta on yıllar süren, yeraltı suları, buzullar ve mevsimsel kar örtüsü gibi “yavaş” rezervler. Bu yavaş rezervler, aslında gezegenimizin bir ‘tasarruf hesabı’ olarak düşünülebilir; yani, tek bir yıldaki olumsuz koşulların, bir sonraki yıla kadar krize dönüşmesini engelleyen bir güvenlik ağı sağlıyor.
Ancak, WMO’nun analizleri bu ‘tasarruf hesabının’ yenilenme hızının, tüketim oranından önemli ölçüde daha hızlı olduğunu gösteriyor. Son 35 yılın en düşük nehir debisi, 2025 yılında dünya genelindeki su toplama havzalarının yaklaşık %36’sında gözlemlenirken, %21’inde ise normalden yüksek debiler kaydedildi. Bu durum, su kaynaklarının dengesizliğinin küresel ölçekte nasıl etkili olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Yedi yıldır süregelen anormal akışlar, normal nehir debisine sahip havzaların belirgin bir azınlığını oluştururken, on yıldır süren su depolama miktarındaki düşüş, yeraltı suyu, toprak nemi, kar, buz, göller ve nehirlerin toplamından oluşan karasal su depolarında ciddi bir azalmaya işaret ediyor.
Ayrıca, 2023'ten beri devam eden buzul erimesi, 2025 yılında tüm büyük buzul bölgelerinde net kayıp ile sonuçlandı ve toplam kayıp 1.400 gigatonu buldu. En etkilenen bölgeler olan Asya ve Afrika'daki su kaynaklarına dair veri toplama istasyonlarının sayısı azlığı nedeniyle, bu bölgelerdeki durumun tam olarak anlaşılabilmesi zor olsa da, raporun vurguladığı kritik durum, küresel su krizinin çözümü için acil ve kapsamlı önlemler almanın gerekliliğini pekiştiriyor. Bu bölgelerdeki su kaynaklı ölümlerin büyük bir kısmı, bu raporun ölçüm istasyonlarının yalnızca küçük bir kısmını temsil ediyor ve bu nedenle, bu bölgelerdeki su kaynaklarının durumu hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.