İsrail'in savunma alanındaki yeni lideri Itamar Ben-Gvir, seçim öncesi yaptığı açıklamalarla uluslararası arenanın gündemine yerleşti. X platformunda yayınlanan bu söylemleri, sadece güvenlik politikaları bağlamında değil, aynı zamanda insan hakları ve uluslararası hukukun sınırları açısından da önemli tartışmalara yol açtı. Bakan Ben-Gvir’in, Filistinli esirlerin idamı ve Gazze, Batı Şeria’dan toplu göç politikasının uygulanması çağrısı, mevcut siyasi atmosferde beklenmedik bir tepkiyle karşılaştı.
Ben-Gvir’in açıklamalarının merkezinde, Kudüs’te 1996 yılında meydana gelen ve birçok İsrailli sivilin hayatını kaybettiği otobüs bombalama eyleminin ardından düzenlenen gösterilere katılımı yer alıyor. Bu olay, Bakan’ın söylemlerinde ‘terörist’ olarak tanımladığı Hasan Selame’ye karşı kullandığı sert dilin temelini oluşturuyor. ‘Kutsal İntikam Eylemlerinin Kahramanı’ olarak anılan Selame, 48 kez müebbet hapis cezasına çarptırılmış, ancak 2011 yılında yapılan esir takası anlaşmasıyla serbest bırakılmamıştı. Bu durum, Bakan Ben-Gvir’in, geçmişte yaşanan travmatik olayları yeniden gündeme getirme ve ‘adalet’ kavramını kendi perspektifine göre yeniden yorumlama çabasının bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Ben-Gvir’in bu yaklaşımı, 1987’de başlayan Birinci İntifada’ya katılan ve sonrasında çeşitli eylemlerde bulunan Filistinli mahkum Hasan Selame’ye yönelik suçlamalarla da doğrudan bağlantılı. İsrail meclisi tarafından 48’e karşı 62 oyla kabul edilen yasa tasarısı, Filistinli mahkumlara idam cezası verilmesine olanak tanıyor. Bu yasa, Ben-Gvir’in seçim stratejisinin bir parçası olarak, ‘gönüllü göç’ adı altında Filistinlilerin Gazze ve Batı Şeria’dan sürgün edilmesi çağrısını daha da güçlendirebilir.
Ben-Gvir’in bu söylemleri, İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak genel seçimler öncesinde artan siyasi gerilim ve kamuoyu yoklamalarındaki iktidar koalisyonunun zayıflığına işaret ediyor. Bu hamle, İsrail’in iç politikası ve uluslararası ilişkileri açısından uzun vadeli sonuçları olabilecek önemli bir dönüm noktası olabilir. Ben-Gvir’in iddiaları, Filistin halkının geleceği ve İsrail-Filistin çatışmasının çözümünde yeni bir perspektif sunup sunmayacağını belirleme konusunda kritik bir rol oynayacaktır.