Ekonomik arenada sarsılmaz bir hava yaratan Özata Denizcilik Sanayi Ticaret A.Ş., beklenmedik bir dönemde ciddi bir operasyonun hedefi haline geldi. Destek Faktoring ile bağlantılı olarak yürütülen karmaşık bir soruşturma, şirketin yönetim kademesinde derin bir şaşkınlık ve endişe yaratırken, bakanlık düzeyinde de yeni bir perde açtı. 10 şüpheli hakkında verilen gözaltı kararı ve bu kararın merkezindeki isimler, finans dünyasında yankı uyandıran bir gelişme olarak kayıtlara geçmiş durumda.
Soruşturmanın odağı, özellikle İskender Balcı’nın istifası üzerine yoğunlaştı. Şirketin yönetim kurulundan ani bir ayrılık, kamuoyunda merak uyandırdı. Gazeteci Barış Pehlivan’ın sosyal medya paylaşımları ise durumu daha da heyecanlandırdı. Balcı’nın “filikaya binip gemiyi terk etme” gibi bir hamle yaptığına dair yorumu, Osman Çelik’in damadı olduğu ortaya çıktığında, daha da büyük bir tartışma başlattı. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı olan İskender Balcı’nın, aynı zamanda eski BDDK Kurul Üyesi Mustafa Balcı’nın oğlu olması, soruşturmanın boyutunu katlayarak arttırmıştı.
Soruşturmanın kapsamında Destek Faktoring’in Genel Müdürü Özgür Akayoğlu ve Kerim Tosun gibi isimler de gözaltına alındı. Nuray Elmastaş ve Azize Binnur Tosun’un da dahil olduğu olay zinciri, Destek Finans Factoring’in finansal operasyonlarını da etkilemiş durumda. Bu gelişmeler, özellikle Destek Yatırım Bankası’nda merak ve şüphe uyandırmış, bankanın yönetimindeki istikrarsızlığı pekiştirmişti. Orhan Aksüt’ün yakalanması için çalışmaların devam etmesi, soruşturmanın kapsamının ne kadar genişlediğini gösteriyordu.
Bu karmaşık tablo, kamuoyunda da önemli bir tepki uyandırdı. AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin 2 milyar liranın üzerinde kazanç sağladığı iddiaları, birlikte değerlendirildiğinde, Özata Denizcilik’teki bu istifaların ve gözaltıların sadece birer parça olduğunu ortaya koyuyordu. Memleketin hazinesini emanet ettiğimiz yöneticilerin, beklenmedik ve tartışmalı damatları, ülke ekonomisi üzerinde ne gibi etkiler yaratabileceği sorusu, kamuoyunun gündeminde yerini aldı. Bu durum, bakanlık bürokrasisindeki hesap verebilirliğin ve şeffaflığın önemini bir kez daha vurgulamış oldu.”} attı: