Türkiye ekonomisinin geleceği hakkında önemli ipuçları veren bir değerlendirme, uzman analist Dr. Ali Yılmaz tarafından yapıldı. Yeraltında yatan potansiyel altın rezervleri, ülke ekonomisine yeni bir ivme kazandırma potansiyeli sunarken, piyasaların dinamikleri ve küresel gelişmelerin etkisi de dikkatle inceleniyor. Yılmaz'ın açıklamaları, Türkiye'nin altın potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu ve bu potansiyeli gerçekleştirmek için atılması gereken adımları net bir şekilde ortaya koyuyor.
Yılmaz, ABD ekonomisindeki dalgalanmaların ve jeopolitik gerilimlerin altın fiyatlarını etkilediğini belirterek, altının ‘güvenli liman’ özelliğinin hala geçerli olduğunu vurguladı. Yılın sonuna kadar altın fiyatlarının 4 bin 500 dolar kritik bir direnç seviyesinde olacağını öngörerek, bu seviyenin aşılması durumunda daha yüksek fiyatların görüleceğini ifade etti. 2027 yılına dair altın piyasasının açık olduğunu belirten Yılmaz, ortalama üretim maliyetinin ons başına 2 bin 400 dolar civarında olduğunu ve en kötü senaryoda bile fiyatın 3 bin doların altına gerilemesinin pek mümkün olmadığını vurguladı. Bu durum, yatırımcılar için önemli bir güvenlik ağı oluştururken, dolar kurundaki olası artışların da dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Ancak, Yılmaz'ın en çarpıcı tahmini, Türkiye'nin altın potansiyelinin ne kadar büyük olduğuydu. 1990'lı yılların başında yapılan jeolojik modellemelere göre ülkenin altın rezervi 6 bin 500 ton olarak hesaplanırken, günümüzdeki altın fiyatlarındaki artış göz önüne alındığında bu rakamın en az 10 bin tona ulaşabileceğini savundu. Bu, Türkiye'nin altın rezervlerini önemli ölçüde artırma potansiyeli anlamına geliyor. Yılmaz, bu potansiyelin bir rezerv değil, bir potansiyel olduğunu özellikle vurgulayarak, altın fiyatlarının o dönemdeki 300 dolardan bugünkü seviyelere yükseldiğini hatırlattı.
Türkiye'nin altın üretim kapasitesinin de artırılması hedefleniyor. Ruhsat süreçleri devam eden ve üretime geçmeye hazırlanan projeler devreye alındığında, yıllık altın üretiminin 50 tona kadar çıkabileceği öngörülüyor. Bu durum, Türkiye'nin altın ticaretinde daha aktif bir rol oynamasına ve dış gelirlerini artırmasına katkıda bulunacak. Ayrıca, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanlığı da yürüten Yılmaz, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin son dönemde hız kazandığını ve nükleer enerji alanında uzun vadeli işbirliğinin önünü açtığını belirtti. Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile Kanada merkezli AtkinsRealis arasında imzalanan mutabakat zaptı, CANDU reaktör teknolojisinin Türkiye'de uygulanabilirliğinin değerlendirilmesine yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. DEİK Türkiye-Kanada İş Konseyi'nin Toronto Global Forum'a katılımı ise iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların devam edeceğini gösteriyor.