İnsan hayatının uzunluğu, sadece genetik yatkınlık ve yaşam tarzı tercihlerinden ibaret değildir. Sosyal çevrenin, bireyin sağlıklı yaşam süresine etkileri giderek daha fazla ilgi odağı haline geliyor. Yeni bir bulgu, sosyal etkileşimlerin ve bağlantıların, yaşam beklentisini doğrudan etkileyebileceğini gösteriyor. Bu durum, bireylerin sosyal ilişkilerini güçlendirme ve yalnızlık hislerini azaltma konusunda daha bilinçli olmaları için bir uyarı niteliği taşıyor.
ABD’de sosyal yalnızlık ve izolelık, yetişkin nüfusun önemli bir bölümünü kapsayan yaygın bir sorundur. Son araştırmalar, yaklaşık yarılığın yalnızlık hissettiğini, neredeyse aynı oranda bir kısmının ise sosyal olarak izole olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, sadece bireysel mutsuzluktan öte, toplumsal sağlığın da temelini zayıflatabilecek bir sorun olarak kabul edilmelidir. Daha önce yapılan çalışmalar, sosyal ilişkilerin eksikliğinin genel sağlık ve yaşam süresi üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu göstermişken, bu yeni araştırma, etkileşimlerin ne kadar derin ve kalıcı olabileceğini somut verilerle ortaya koymaktadır.
Tulane Üniversitesi’ndeki gözlemsel çalışma, bu konudaki en net tahminlerden birini sunuyor. Nature Communications dergisinde yayınlanan araştırma, yalnızlık ve sosyal izolasyon yaşayan kişilerin, hastalıklardan uzak geçirecekleri yaşam yıl sayısını önemli ölçüde azaltabileceğini gösteriyor. Araştırmanın merkezinde, 40 ila 69 yaş aralığında 277 bin 489 yetişkinin verileri yer alıyor. Çalışmanın başlangıcında bu katılımcılarda herhangi bir kronik hastalık bulunmamaktaydı. Araştırmacılar, 50 yaşını referans noktası alarak, hastalıksız yaşam beklentisini hesaplamışlardır. Bu hesaplama, bireyin analize dahil edilen hastalıkları geliştirme olasılığı olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını temsil etmektedir.
Bulgular, yalnızlık ve sosyal izolasyonun, fiziksel ve ruh sağlığı üzerinde ciddi boyutlarda etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle erkeklerde, yalnızlık hissi nedeniyle 1,7 yıl daha az hastalıksız yaşam sürmüşler; kadınlarda ise bu fark 2,4 yıl olarak ölçülmüştür. Ruh sağlığı açısından ise yalnızlık ve sosyal izolasyon yaşayan kadınlar, yaklaşık 3,7 yıl daha az yaşarken, erkeklerde bu süre 5,8 yıla ulaşıyor. Profesör Lu Qi, çalışmanın sosyal izolasyon ve yalnızlığın, hastalıksız yaşam beklentisi üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceğini bulduğunu ve bunun hem fiziksel hem de zihinsel hastalıkları içerdiğini vurguladı. Araştırmanın bulguları, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının (dengeli beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku, sigara içmemek) sosyal izolasyonla ilişkili hastalıksız yaşam beklentisindeki kaybı kısmen azaltabileceğini, ancak yalnızlığın bu etkiyi tamamen ortadan kaldırmayacağını göstermektedir.”}p>