Yüzyıllardır toz ve güneşin hüküm sürdüğü Büyük Sahra Çölü'nün, bilim insanları tarafından yapılan detaylı analizlerle aslında bambaşka bir geçmişe sahip olduğu gün ışığa kavuştu. Yeni elde edilen veriler, bu çölün bir zamanlar akarsularla dolu, derin gölleri ve canlı bitki örtüsüyle göz kamaştırdığını gösteriyor. Bu çarpıcı keşif, jeolojik ve arkeolojik bulguların bir araya gelmesiyle ortaya çıktı.

Earth and Planetary Science Letters dergisinde yayımlanan bu önemli çalışma, Fas'ın güneyindeki Atlas Dağları yakınındaki bir mağaradan elde edilen stalagmit örneklerinin incelenmesi üzerine kurulu. Bilim insanları, bu mağaralardan toplanan, bazen sadece 0,25 gram ağırlığında olan küçük stalagmit parçalarında bulunan uranyum ve toryum izotoplarını detaylı bir şekilde analiz ederek, bölgenin geçmiş iklim koşullarını yeniden canlandırdı. Bu doğal ‘iklim arşivleri’, dış ortamdan gelen suların etkisiyle oluşmuş ve zamanın damgalarını taşıyarak, o döneme ait atmosferik bilgileri günümüze ulaştırmış durumda.

Yapılan kireç taşı ve oksijen izotop analizleri, bölgenin 8.700 ile 4.300 yıl önce yaşanan ‘Afrika Nemli Dönemi’ sırasında, olağanüstü miktarda yağış aldığını açıkça ortaya koydu. Jeologlar, bu izotop oranlarını kullanarak hava kütlelerinin rotalarını, yoğuşma sıcaklıklarını ve bulutların katettiği mesafeleri başarıyla tespit etti. Bu sayede, o dönemde yağışların kaynağının, Batı Afrika musonlarının kuzeye uzanmasından ibaret olmadığı, aksine ekvatoral bölgelerde oluşan ve muazzam miktarda su buharı taşıyan ‘tropikal kuşakların’ temel rol oynadığı anlaşılmış oldu.

8.000 yıl önce bu atmosferik koridorların Kuzey Afrika’nın dağlık alanlarına düzenli yağışlar getirerek yer altı su kaynaklarını ve göl havzalarını beslediği saptandı. Bu durum, iklim verileri ile bölgedeki arkeolojik bulguların tam bir uyum göstermesine neden oldu. Yağışların zirve yaptığı dönemde Atlas Dağları’nın güneyindeki insan yerleşimlerinin sayısında belirgin bir artış gözlemlendi. Bu bereketli koşullar, geniş otlakların oluşmasını sağladı ve pastoral topluluklara hayvancılıkla geçimlerini sağlamalarına yardımcı oldu. İnsanlar, Sahra’nın iç kısımlarına yerleşerek, bu yeni yaşam tarzına uyum sağladılar. Araştırmacılar, bu bulguların, iklim değişikliğinin insan toplulukları üzerindeki etkilerini anlamamızda önemli bir rol oynayacağını vurguluyor.