Türkiye siyaset sahnesinde adından sıkça söz ettiren Fatma Betül Sayan Kaya’nın geçmişi, karmaşık ve tartışmalı iddialarla örtülü. İBB’nin iç denetim raporlarında ortaya çıkan, lisansüstü eğitim için sağlanan burs ve karşılığında yerine getirilmesi gereken mecburi hizmet eksikliği gibi iddialar, Kaya’nın mali operasyonlarda rol oynadığına dair şüpheleri güçlendirdi. 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 lira gibi önemli miktarda para harcaması, iddiaları daha da ciddiye alınmasına neden oldu. 2010’daki dönüşü ve İSBAK’taki görev süresi, bu iddialara ek bir boyut kazandırdı.

Kaya’nın en dikkat çekici olaylarından biri, 2017 yılındaki anayasa değişikliği referandumu öncesinde Hollanda’ya yaptığı seyahat oldu. Türkiye ile Hollanda arasında ciddi bir diplomatik krize yol açan bu olay, Kaya’nın “istenmeyen kişi” olarak polis eşliğinde Almanya sınırına kadar götürülmesini sağladı. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası arenadaki itibarını zedeledi ve “21. yüzyılın Nene Hatun’u” olarak tanımlanan Kaya’nın, ülkenin itibarını koruma konusunda başarısız olduğu yönünde eleştirilere yol açtı. O dönemde Turuncu Dergisi’nde kapak olan bu olay, Kaya’nın çevresindeki bağlantıları da yeniden gündeme getirdi.

Daha sonra, Kaya’nın hac ziyaretleri konusundaki iddialar, tartışmalara yeni bir boyut ekledi. Eşi İlyas Kaya ile Pusula Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başkanı Muhammed Yarız’ın özel jetle hacca gitmesi, TİP Milletvekili Ahmet Şık tarafından “kusursuz bir şekilde, riyadan uzak, sünnete uygun yapılan ve Allah tarafından kabul edilen hac ibadeti anlamına gelen ‘Haccımız mebrur olsun’” şeklinde eleştirildi. Bu eleştiri, hac ziyaretinin mebrur olup olmadığı konusundaki şüpheleri artırdı ve iddiaları daha da güçlendirdi. Kaya’nın istifası sonrası, ona övgüler dizen Turuncu Dergisi’nin bağlantıları da yeniden tartışma konusu oldu.

Kaya’nın geçmişte yaptığı bazı paylaşımlar da eleştirilerin odağı oldu. Özellikle, “Euro Baklava” ifadesiyle CHP’yi eleştirmesi ve İstanbul’daki hizmetlerin CHP’ye “siyasi bir geçiş” olarak tanımlanması, tartışmalı ifadeler olarak kayda geçti. Ayrıca, 2 milyar lira ile yapılabilecekleri sıralaması, kamuoyunda büyük tepki çekti ve bu paranın nasıl harcandığı konusunda ciddi şüpheler uyandırdı. Bu durum, Kaya’nın ailesinin finansal operasyonlarda rol oynadığına dair iddiaları da güçlendirdi. Bu iddialar, kamuoyunun dikkatini, Kaya’nın mali faaliyetleri ve bu faaliyetlerin Türkiye’nin uluslararası ilişkileri üzerindeki potansiyel etkileri üzerine yoğunlaştırdı.