Ekonomi sahnesinde yaşanan son gelişmeler, yatırımcılar arasında uzun süredir devam eden bir güven eksikliğinin derinleştiğine işaret ediyor. İktidarın ‘güvenilir ekonomi’ mesajlarına rağmen, sermaye piyasalarındaki belirsizlikler ve şeffaflık sorunları yatırımcıların riskten kaçınmasına neden oluyor. Mevcut durum, ekonomiye ve yatırımlara ağır bir bedel getirebileceğinin sinyallerini veriyor.
Fon soruşturmasıyla ortaya çıkan şok edici veriler, piyasalarda büyük bir güven kaybına yol açtı. 46 şirket, 18 fon ve 42 kişinin malvarlığının dondurulması, yatırımcıların güvenini ciddi şekilde sarsmış durumda. Borsa İstanbul’da yaşanan yüzde 2’lik düşüş, bu durumun etkisini açıkça gösteriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın ikna çabaları ise piyasalardaki panik havasını dağıtmada yetersiz kalmış durumda.
Ekonomistler, krizin sadece sermaye piyasası ile sınırlı kalmayacağını, tasarrufların finansal sistemden çekilerek döviz ve yastık altına yönelmesine yol açabileceğini belirtiyor. Şeffaflık ve denetim eksikliklerinin, doğrudan yatırımları da olumsuz etkileyeceği vurgulanıyor. Bazı uzmanlar ise mevcut ortamın, uzun vadeli yatırımlardan ziyade ‘spekülatif rant sermayesinin’ tercih ettiği koşulları yarattığını savunuyor. Prof. Serap Durusoy gibi isimler, bu sorunun sadece fon skandalıyla sınırlı olmadığını, ekonomik, hukuki, politik ve ahlaki bir güven sorununu barındırdığını vurguluyor.
Uzmanlar, krizin uzun vadeli etkilerini de değerlendirirken, siyasi belirsizliklerin yatırımcılar üzerindeki etkisini de ön plana çıkarıyor. Prof. Murat Birdal, yabancı yatırımcıların haziran ayından beri yaptığı spekülatif uyarıları hatırlatarak, SPK’nın izin vermesine rağmen ortaya çıkan hesapların önemli olduğunu belirtiyor. Krizin borsanın geneline yayılma riskine dikkat çekerek, nakit ihtiyacı oluşan yatırımcıların ellerindeki sağlam hisseleri de satmak zorunda kalabileceğini ifade ediyor. Prof. Erinç Yeldan ise sorunun kökenini, ‘kumarhane kapitalizmi’ olarak tanımlayarak, reel sektörün gerçeklerinden kopartılmış spekülasyonları ve ‘ahlaki tehlike’yi (hukuksuzluk ve liyakatsizlik) eleştiriyor. Ekonomist Güldem Atabay, MASAK incelemesinin 2024 öncesine genişletilmemesi konusundaki endişelerini dile getirerek, kamu kurumlarının güvenilirliğinin sorgulanmasına dikkat çekiyor.”}id: 1687726817910]/