Toplumsal yaşamın hassas dengeleri, son zamanlarda acı bir şekilde gözden kaçarken, hayvan hakları savunucuları sessizliğe ve ihmale karşı dimdik duruyor. ‘Katliam Yasası’ olarak bilinen 7527 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte, sokak hayvanlarına yönelik ihlaller, idari engeller ve şiddet vakalarıyla ilgili endişeler tırmanışa geçti.

Yasal düzenlemelerin, “kısırlaştır-aşılat-yerinde yaşat” ilkesine dayanması gerektiği vurgularken, barınaklardaki ihmal iddiaları ve toplanan hayvanların kaderine dair belirsizlik, toplumun vicdanını rahatsız ediyor. İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, uzun süredir bakımı yapılan Sarı Kız isimli köpeğin, Ömerli Doğal Yaşam Alanı’na götürülmesi, bu durumun acı bir örneğini oluşturuyor. Üç hafta sonra yapılan ziyaretlerde, daha önce sağlıklı olan hayvanın açlıktan zayıflamış, hastalanmış ve korku içinde olduğu gözlemlenirken, benzer trajediler Aydın’ın Nazilli ilçesinde de yaşandı. Belediye ekiplerinin müdahalesi sonucu hayatını kaybettiği düşünülen Tarçın isimli köpek vakası, bakım süreçlerindeki ihmallerin ve nakil süreçlerindeki aksaklıkların acı bir şekilde ortaya koyduğu bir sorunu işaret ediyor.

Bu durum, sadece bireysel eylemlerle sınırlı kalmıyor. Erzurum İl Hayvanları Koruma Kurulu’nun aldığı, sokak hayvanlarının üreme ve yaşam alanı oluşturmasını engelleyen besleme yasağı, hayvanlara yönelik acımasız bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Mahalle muhtarlıkları ve yetkililer tarafından sıkı denetimlerin yapılacağı duyurulurken, yerel yönetimlerin imkanları yetersizken alınan bu karar, kamuoyunda büyük tepki topluyor. “Açlığa mahkum etmeyin” sloganıyla başlatılan kampanyalar, bu kararın iptalini talep ediyor. Hak savunucuları, sokaklarda beslemeyi engellemenin hayvanları doğrudan açlığa ve kitle ölümlerine sürükleyeceğini vurguluyor.

Sokak hayvanlarına yönelik bu ihlallerin yanı sıra, adli süreçlerin yavaşlığı da cezasızlık algısını pekiştiriyor. Ankara’da sosyal medyada yansayan ve bir yavru kedinin işkenceyle öldürülmesini içeren görüntüler üzerine başlatılan soruşturma hala sonuçsuz kalırken, faillerin yakalanmaması kamuoyunda büyük bir üzüntü yaratıyor. Yaşatacağız Platformu gibi sivil toplum kuruluşları, yetkililerin “süreç tamamlanacak” açıklamalarının gerçekçi olmadığını vurgularken, Telegram grupları aracılığıyla organize olan suç odaklarının yarattığı tahribatın uzun süreceğini belirtiyor. Hayvana yönelik şiddetin cezasız bırakılması durumunda, faillerin cesaretleneceğini ve geçmişte cezasız kalmış benzer vakaların tekrarlanabileceğini savunuyor. Bu durum, hayvan hakları savunucularının sesini daha da yükseltme ve toplumsal farkındalığı artırma çabalarına zemin hazırlıyor.