Karadeniz’in denizlerinde, ticaretin akışını tehdit eden bir belirsizlik yükseliyor. Deniz istihbarat şirketi Ambrey Analytics, bölgedeki hassasiyetin artışıyla ilgili yeni bir rapor yayınlayarak, 2026 yılına kadar benzeri saldırıların sıklıkla devam etmesinin beklendiğini duyurdu. Bu durum, deniz taşımacılığında faaliyet gösteren firmalar için önemli bir uyarı niteliğindedir.

JWC’nin Karadeniz’deki ‘Listelenen Alan’ını genişletmesi, bu endişeleri daha da derinleştirdi. 16 Eylül’de yapılan bu karar, Bulgaristan, Gürcistan, Romanya ve Türkiye’nin karasularını dışarıda bırakarak, tüm Karadeniz’i kapsayan bir risk alanı oluşturdu. Ambrey’in uzmanı Tomas Alexa, bu genişlemenin, deniz taşımacılığına yönelik tehditlerin yalnızca artan bir göstergesi olduğunu vurguladı. Son 12 aylık dönemde, listede yer alan bölgelerde 45 gemi saldırıya uğradı; bu sayının bir önceki dönemde sıfır olması, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.

Saldırıların şiddeti de artış gösteriyor. 21 Eylül 2026’ya kadar olan süreçte 33 saldırı gerçekleşti, bunlardan 45’i son üç ayda yaşandı. Vanguard Tech’in bildirdiğine göre, gece saatlerinde Antigua ve Barbuda bayraklı bir kargo gemisine yönelik Rus saldırısı, Ukraynalı bir kaptanın hayatını kaybına ve gemide yangına yol açtı. Rusya Savunma Bakanlığı’nın geminin askeri kargo taşıdığı iddiası, gerilimin tırmanmasına neden oldu. Ambrey’in analizleri, limanlara yönelik saldırıların artışını (çeyreklik bazda 21’den 139’a) ve tarafların deniz ateşkesine yanaşmamasını da dikkat çekici bir unsur olarak öne çıkardı. Açık Karadeniz’in, çekişmeli bir operasyon alanı olarak kalma ihtimali, denizcilik sektörü için ciddi bir risk oluşturuyor.

Ambrey’in raporunda, saldırıların Karadeniz’in güney bölgelerine ve daha açık denizlere kaydığı belirtiliyor. Eylül 2025’e kadar, önceki sınırın dışında sadece beş gemi vurulmuştu. Ancak 2026’nın üçüncü çeyreğine gelindiğinde, bu sayı 29’a yükseldi. Artan saldırılar, gemilerin rotalarını ve konumlarını değiştirmelerine neden oluyor. Ambrey, özellikle tankerlerin yanı sıra dökme yük, genel kargo, konteyner ve ro-ro gemilerinin de hedefte olabileceğini vurguluyor. Şirket ayrıca, İHA ve SİDA’ların Karadeniz’deki baskın tehlikesini artırdığını ve deniz mayınlarının saldırıların büyük bir bölümünü oluşturduğunu (15’i toplam 17 patlamamış mühimmattan) belirtiyor. Romanya, Bulgaristan ve Türkiye kıyılarında ise deniz mayınlarının yoğunluğu hala yüksek seviyelerde bulunuyor. Bu durum, deniz taşımacılığında faaliyet gösteren firmaların, riskleri en aza indirmek için daha dikkatli ve proaktif önlemler almasını gerektiriyor.