Türkiye’nin makine sanayiindeki yükseliş potansiyeli, teknolojik yenilikler ve artan küresel rekabetin odağında. Türkiye’nin bu arenada daha üst sıralara taşınabilmesi için, sektör liderleri tarafından yapılan stratejik değerlendirmeler büyük önem taşıyor. Türkiye Makine Sanayi Derneği (TİAD) Başkanı Murat Akyüz, son olarak MAKTEK Avrasya 2026 Fuarı öncesinde sektördeki mevcut durumu ve geleceğe yönelik beklentileri değerlendirdi.

Akyüz, sektörün teknolojiye doğru kaydığını, makinelerin artık sadece basit işlevleri yerine, yapay zeka ve robotik sistemlerle entegre hale geldiğini vurguladı. “En küçük makinem 3 ton, en büyük makinem 70 ton” şeklinde yaptığı açıklamalarla, sektördeki teknolojik atılımın boyutunu gözler önüne serdi. Bu yeni nesil makinelerin, verimliliği artıracak, maliyetleri düşürecek ve üretim süreçlerini optimize edecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. Ancak, bu potansiyelin tam olarak gerçekleşebilmesi için, sadece makine alımının değil, aynı zamanda üretim süreçlerinin ve işgücünün de dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

Sektördeki dönüşümün, Kovid-19 pandemisi sonrası hızlanan kapasite artış yatırımlarıyla da şekilleniyor. Savunma sanayiinden otomotive kadar birçok sektörde, yüksek hassasiyetli üretim modelleri yaygınlaşırken, verimlilik odaklı çözümler de ön plana çıkıyor. Akyüz, makine ve takımın doğru eşleştirilmesinin, verimlilik açısından kritik bir unsur olduğunu, “Makineyi doğru alıyoruz, takımı yanlış alıyoruz. Takım doğru, makine yanlış oluyor. Ve­ya ölçümü yanlış yapıyoruz” diyerek bu konudaki dikkatli yaklaşımı vurguladı. Aynı zamanda, yerli ve milli yaklaşımın da bazı alanlarda yeterli olmadığını, küresel iş birliğinin önemini de hatırlattı.

Akyüz’ün vurguladığı en önemli stratejik noktalardan biri, Çin’in makine sektöründeki yükselişi ve bu durumun diğer ülkeler üzerindeki etkileri. Tayvan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin de benzer stratejiler izlediğini belirterek, Türkiye’nin bu rekabette avantaj elde edebilmesi için farklı yaklaşımlar sergilemesi gerektiğini savundu. Özellikle, Çinli şirketlerle iş birliği yapmanın, önyargıları aşarak sektörün gelişimine katkı sağlayabileceğine dikkat çekti. Bir konkordatodan kurtulan şirketin, Çinli bir firma ile hibrit ortaklık kurarak Türkiye’de montaj faaliyetlerine başlaması, bu stratejinin başarılı bir örneği olarak gösterildi. Akyüz, “Çin’e karşı bu kadar önyargılı olmayalım. İş birliğini arayalım, sonra Çin­lilerle yapalım” diyerek, pragmatik bir yaklaşım sergiledi.”}p>”