Ankara’da bir ortaokulda görev yapan, 65 yaşındaki teknoloji tasarım öğretmeni A.Ö., geçmişte 5 öğrenimine yönelik iddialar sonucu 38 yıl hapis cezası almış, ancak istinaf mahkemesi kararı bozarak tahliye kararı vermişti. Bu karmaşık süreç, hem mağdur çocuklar hem de toplum için önemli soruları beraberinde getirmişti. İlk etapta yerel mahkeme tarafından verilen hapis cezasının ardından, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi’nin incelemesi, sürecin beklenmedik bir dönüşümüne yol açmıştı.

Mahkeme heyeti, mağdur çocukların ifadelerinde yer alan bazı tutarsızlıkları ve kanıtların yetersizliğini gerekçe göstererek, dört öğrenciye yönelik açılan davalarda sanığın beraatına karar verdi. Ancak, bir öğrenci için ise sanığın eylemlerinin “sarkıntılık düzeyinde çocuğun cinsel istismarı” suçunu oluşturduğu değerlendirmesiyle mahkumiyet kararı verilmişti. Bu ayrımcılılık, sürecin karmaşıklığını ve delillerin değerlendirilmesindeki zorlukları daha da belirginleştirmişti. Sanığın, bir öğrenciye dizine oturarak dudağıyla öptüğü ve kullandığı ifadelerin cinsel kastı ortaya koyduğu yönündeki iddianın, tanık anlatımıyla desteklenmiş olması, bu farklı değerlendirmeyi mümkün kılmıştı.

Mahkeme, bu karar doğrultusunda sanığa TCK 103/1-2. madde uyarınca 3 yıl hapis cezası vermiş, suçun mağdur sıfatıyla işlenmesi nedeniyle TCK 103/3-d maddesi uyarınca ceza yarı oranında artırılarak 4 yıl 6 aya yükseltilmişti. Ardından, takdiri indirim uygulaması ile ceza 3 yıl 9 aya indirilmişti. Ancak, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yer olmaması, sanığın tutukluluk süresinin tahliyesine karar verilmesini sağlamıştı. Bu süreçte, sanığın tutuklu kaldığı süre boyunca mağdur çocukların psikolojik destek alması ve travmalarının üstesinden gelmesi için yapılan çalışmalar da dikkat çekiciydi.

Şimdi ise A.Ö.’nün kaderi, Yargıtay’ın temyiz kararıyla belirlenecek. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi’nin kararına karşı Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık bulunuyor. Bu durum, sürecin hala devam ettiğini ve mağdur, sanık ve toplum için önemli sonuçları olabileceğini gösteriyor. Ayrıca, bu olay, eğitim camiasında benzer sorunlarla başa çıkma stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesine neden olmuştu. Olayın, çocukların korunması ve önleyici tedbirlerin alınması konusundaki farkındalığı artırması da önemli bir sonuç olarak değerlendirilebilirdi.