İstanbul’un Büyükçekmece semtinde, yıllardır çözülemeyen bir gizem daha eklenmiş durumda. Eski Silivri Cezaevi kampüs doktoru Turgay Tamer, sonrasında ortaya çıkan olaylar zinciriyle adından söz ettiriyor. Kaşif Kozinoğlu soruşturmasının ardından yeniden gündeme gelen Tamer'in evinde cansız bedeni bulunması, hem adli heyetleri hem de kamuoyunu şaşkınlığa düşürdü. Olay, adli tıp uzmanının ömrünü sonlandırırken, geçmişte yaşanan tartışmalar ve şüpheliler de yeniden mercek altına alındı.

Turgay Tamer, 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesiyle birlikte, bu olayın ardındaki nedenleri araştırmak amacıyla yeniden açılan soruşturma, yıllar sonra farklı bir boyut kazanmıştı. O dönemde yürütülen soruşturma, takipsizlikle sonuçlanmış, ancak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yeniden inceleme kararı, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili tartışmaları yeniden alevlendirmişti. Soruşturma kapsamında kısa süre önce gözaltına alınan Tamer, adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmıştı. Ancak bu durum, olayla ilgili şüpheleri ortadan kaldırmamıştı.

Olayın ilginç detayları, Tamer’in Moldova doğumlu eşi Marina Tamer’in 12 gün önce Moldova’ya gitmesiyle ortaya çıkmıştı. Tamer, eşinin gidişinden sonra evde yalnız kalmış, eşinin cep telefonu kullanımından haberi yoktu. İstanbul’a dönüşüyle birlikte ise Marina Tamer, evine geldiğinde eşinin hareketsiz yatışını fark etmiş ve durumu hemen yetkililere bildirmişti. Olay yerinde adli tabip incelemesi yapılmış, Tamer’in ölümünün “şüpheli ölüm” olarak değerlendirildiği belirtilmişti.

Şu an için Tamer’in kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için adli incelemeler devam ediyor. Ancak bu olay, Silivri Cezaevi’nde yaşanan travmatik olaylarla ve Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle bağlantılı olarak, uzun yıllardır süren bir gizemin de perde arkasını oluşturuyor. Olayın gerçek nedeninin ve Turgay Tamer’in ölümünün ardındaki gerçeğin ortaya çıkarılması, adalet arayışının önemli bir parçası olacak.