AK Parti Tuzla İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen özel bir toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin savunma sanayiindeki istikrarsızlığa meydan okuyan, katettiği ilerlemeyi ‘yeni bir çağın’ başlangıcı olarak tanımladı. Toplantıya katılan Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a desteklerini dile getirerek, şehrin İstanbul’un parlak bir merkezi olma potansiyelini vurguladı. Bu buluşma, hem yerel yönetim hem de ulusal savunma stratejisi açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirildi.
Yılmaz, toplantıda küresel arenadaki hassasiyetlere de dikkat çekerek, Gazze’deki insani krizi ve bilimsel çözümlerin ahlaki değerlerle birleştirilmesinin önemine işaret etti. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ ilkesini vurgulayarak, Türkiye’nin uluslararası platformdaki rolünü ve adalet arayışını ön plana çıkardı. Bu yaklaşım, sadece bir reform talebinde bulunmakla kalmayıp, daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir dünya düzeni hedeflediğini gösterdi.
Ekonomik veriler de Yılmaz’ın konuşmasında önemli bir yer tuttu. Türkiye’nin satın alma gücü paritesine göre dünya ekonomisindeki 11’inci, nominal dolar bazında ise 16’ıncı büyük ekonomi olduğunu belirterek, 2002 yılındaki ekonomik büyüklüğün 238 milyar dolardan 1,8 trilyona ulaştığını vurguladı. Bu büyüme, aynı zamanda toplumun beklentilerinin artmasıyla da paralel ilerlemiş, sosyal politikalar alanında da devasa yatırımlar yapılmıştı. Bu dönemde, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri önemli ölçüde geliştirilmiş, toplumun ihtiyaçlarına daha iyi cevap verilmeye başlanmıştı.
Son olarak, Yılmaz, sivil siyasetin güçlenmesi ve vesayet odaklarının bertaraf edilmesi gibi önemli dönüşümleri de altını çizdi. Demokratik değerlerin hakim olduğu, tabular ve yasakların kalkındığı bir ortamın, ülke bütünlüğü ve kalkınma için ne kadar kritik olduğunu vurguladı. ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda, güçlü liderlik ve deneyimli kadrolarla ülkeyi daha ileriye taşıma hedefiyle yola çıktıklarını ifade etti. Bu hedefe ulaşmak için, özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün güvence altına alınması gerektiği vurgulandı.