Sahne ışıklarının altında yeni bir soluk esiyor! Tiyatrodan elektronik müziğe uzanan, çarpıcı bir dönüşümü yaşayan Deniz Koşar, ‘ARKADAŞ’ kimliğiyle dinleyicilere farklı bir deneyim sunuyor. Onun hikayesi, sanatsal ifade arayışının, kısıtlamaların getirdiği yaratıcılıkla nasıl birleşebileceğinin güçlü bir örneği.
Deniz Koşar, uzun yıllar tiyatro sahnesinde adından söz ettiren bir isimdi. Ancak pandemi dönemi, hayatının akışını değiştiren bir dönüm noktası oldu. Evde geçen günler, müzikle baş başa kalma fırsatı yarattı. Bu süreçte, müziğin kendisini ele geçirmesine izin verdi. “Müzikle ele geçirdiler beni” diyerek bu deneyimini tanımlayan Koşar, elektronik popun karanlık duygularla buluştuğu bir evreni yaratmaya başladı.
‘ARKADAŞ’ ismi, Koşar’ın sahne kimliği için seçtiği, kendine özgü bir ifadedir. Bu isim, tiyatrodan gelen sınırları aşan, özgür ve dramatik bir kişiliği temsil ediyor. Annem ve babamın ona verdiği bir isim olduğunu ve sahne kimliği olarak kullanmaktan mutluluk duyduğunu belirten Koşar, sahne performanslarında kendini tamamen serbest bırakıyor. Şarkılarında, karanlık ve öfkeli duyguları dansla birleştirerek, dinleyicilere hem duygusal bir yolculuk sunuyor hem de görsel bir şölen yaşatıyor.
Koşar’ın müziği, sadece bir sanatsal ifade biçiminden öte, pandemi sürecinde yaşadığı dönüşümün ve kendini keşfetme yolculuğunun bir yansıması. Ukulele ile cover videoları çekerek başladığı bu yolculukta, Ableton Live gibi müzik prodüksiyon yazılımlarını öğrenerek kendi şarkılarını yapmaya başladı. “Tüm tuşlara basıp ne işe yaradıklarını görmekten korkmayın” sözüyle bu sürecin önemine dikkat çekiyor. ‘Ağlayarak dans etmek’ konseptiyle, karanlık duyguları ışığa çıkararak, müziğiyle dinleyicilere güçlü bir mesaj veriyor.”}çıkış noktası oldu. Ben şarkı söylemekten aşırı utanıyordum. Ukulelem ile cover videoları çekip utanarak paylaşmaya başladım, derken yavaş yavaş sesimle barıştım (hâlâ barışmaya devam ediyorum). Sonra müzik prodüksiyonu öğrenmek istedim. Evden çıkamadığım için bolca zaman da vardı. Ableton’ın o zaman üç aylık bir demo sürümü vardı, indirip YouTube’dan videolar izleyerek öğrenmeye başladım. Bir videoda “tüm tuşlara basıp ne işe yaradıklarını görmekten korkmayın” diyordu. Ben de öyle tuşlara basarak deneme yanılma yöntemiyle takıldım biraz. Sonra Türkiye’de Beats By Girlz, şimdiki adıyla Kreşendo kuruldu ve online Ableton ve müzik prodüksiyonu atölyesi yaptılar. Ben de katıldım ve ordan da aldığım bilgilerle deneye deneye buraya kadar geldim. İlk yaptığım şarkının yanlışlıkla proje dosyasını silmiştim ve baya ağlamıştım onu hatırlıyorum. - “ARKADAŞ” sizin için bir sahne personası mı, yoksa tiyatronun kolektif yapısı içinde yeterince alan bulamayan tarafınızın sesi mi? ARKADAŞ benim abartılmış ve özgürleşmiş, performatif ve baya da dramatik bir halim. Tiyatronun sınırlarından taşan bir versiyonum sanırım. - Şarkılarınızın sesi oldukça hareketli ve dansa yakın, sözleriniz ise zaman zaman karanlık. Bu karşıtlık bilinçli bir tercih mi?”}