Çocuklar, hayata ilk adım atan, dünyayı şekillendiren ve geleceği inşa edecek varlıklar. Ancak bu potansiyel, çoğu zaman yetişkinlerin çelişkili davranışlarıyla sarsılıyor. Bir yandan onlara dürüstlük, saygı ve şiddetten uzak durma gibi değerleri öğütlerken, diğer yandan bu değerlerin tam olarak uygulanmadığı bir atmosfer sunuyorlar. Bu durum, çocukların davranışlarını etkileyen en büyük faktörlerden biri haline geliyor: Rol model eksikliği. Eyleme dönüşmeyen sözler, çocuklarda bir anlam ifade etmiyor ve onları doğru yoldan sapmasına neden oluyor.

Örneğin, bir çocuğa ‘yalan söylemek kötü bir şeydir’ denirken, aynı yetişkinin kendisi de bazen hayatında gereksiz yalanlar kullanabiliyor. Ya da ‘saygı göstermeliyiz’ öğretilirken, yetişkinler kendilerine yakın olanlara karşı saygısız davranabiliyor. Bu tür çelişkiler, çocukların kafasında karmaşık ve kafa karıştırıcı bir tablo oluşturuyor. Çocuklar, yetişkinlerin davranışlarını gözlemleyerek, davranışlarını öğreniyor ve kendi davranışlarını buna göre şekillendiriyorlar. Bu nedenle, yetişkinlerin davranışları, çocukların gelişiminde kritik bir rol oynuyor.

Toplumun genel yapısı da çocukların davranışlarını etkiliyor. Çocuklar, okullarda, hastanelerde, evlerde, devlet kurumlarında ve hatta ekranlarda gördükleriyle şekilleniyorlar. Eğer toplumda saygı, adalet ve dürüstlük gibi değerlere önem verilmiyorsa, çocuklar da bu değerleri benimsemekte zorlanacaklardır. Özellikle televizyon ve internet gibi iletişim araçları, çocukların davranışlarını etkileyen önemli bir faktör haline gelmiştir. Bu araçlarda gördükleri şiddet, hakaret ve hırsızlık gibi davranışlar, çocukların zihninde normalleşebilir ve davranışlarına yansıyabilir. Bu nedenle, çocukların iletişim araçlarına erişimini sınırlamak ve onları daha sağlıklı içeriklerle buluşturmak önemlidir.

Çocuklara verdiğimiz nasihatların da etkisi, yetişkinlerin davranışlarından daha az değildir. Nitekim, ‘doğruyu söyle, dürüst ol, saygılı ol’ gibi nasihatler verirken, kendimiz de bu değerlere uymuyorsak, çocukların bu nasihatleri benimsemesi mümkün değildir. Bu nedenle, çocuklara nasihat verirken, aynı zamanda kendimiz de bu nasihatleri örnek olarak göstermeliyiz. Unutmayalım ki çocuklar, yetişkinlerin davranışlarını taklit ederler ve davranışlarını bu taklitlerden etkilenirler. Bu nedenle, çocukların iyi yetişmesi için, yetişkinlerin davranışlarını düzgün ve örnek olması gerekir. Çocukların yaptığı hatalar, cezalandırmak yerine, bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Çünkü çocuklar, yaptıkları hatalardan ders çıkararak, daha iyi birer insan olabilirler.