Muğla Köyceğiz'in uzak topraklarında başlayan bir hikaye, 2006'da Zekai Kaplan'ın ‘Kasten öldürme’ suçlamasıyla başlayan yolculuğu, 2015'te Antalya'da yakalanıp tutuklanmasıyla farklı bir boyut kazandı. Uzun yıllar boyunca mobilyacılık yaparak geçinen Kaplan, 2023'te hırdavatçı Hasan Uzuner'e karşı açtığı 2,8 milyon dolarlık icra takibiyle adını gündeme getirdi. Ancak bu takibin temeli, adeta bir kumar gibiydi – sahte bir senet.

İcra takibi, Uzuner’in banka hesaplarına bloke koymasına ve Kaplan’a karşı şikayet etmesine neden oldu. Adli Tıp Kurumu’nun 9 Kasım 2023’te yaptığı detaylı inceleme, Kaplan’ın iddialarını destekleyen irrefaz edilebilir bir kanıt sunarak, senedin sahte olduğunu ortaya çıkardı. Yapıştırıcı kalıntıları, çerçeve biçiminde lif kalkmaları ve imzanın senedin içeriğini oluşturmadığı tespit edilmesi, Kaplan’ın planının nasıl çöktüğünü gösteriyordu. Mahkeme, bu kanıtlar ışığında Kaplan’ı ‘Kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık’ ve ‘Resmi belgede sahtecilik’ suçlamalarıyla yargıladı ve hapis cezasına çarptırdı.

Ancak bu durum, sadece Kaplan’ın cezalandırılmasıyla sınırlı kalmadı. İcra takibi sürecinde Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri’nin kararları, konuyu daha da karmaşık hale getirdi. Yargıtay 12’nci Hukuk Dairesi, döviz alacağının Türk lirası karşılığının gösterilmediğini belirterek bozma kararı verdi. Bölge Adliye Mahkemesi de Uzuner’in Kaplan’a borçlu olmadığını tespit ederek icra takibini iptal etti. Bu gelişmeler, Uzuner’in büyük bir mali yük altına girmesine ve sürekli olarak dava etmesine neden oldu.

Sonunda, aynı senedin fotokopisiyle yeni bir icra takibi başlatıldı. Antalya Genel İcra Dairesi’nin 22 Temmuz 2026 tarihli ödeme emrinde, alacaklı Kaplan, borçlu Uzuner olarak yer aldı. 2 milyon 800 bin dolarlık senet alacağına faiz ve komisyon eklenerek, toplam 3 milyon 270 bin 609 dolar 42 sent istendi. Harca esas tutar, o günkü 46,7 TL olan kur üzerinden 152 milyon 766 bin 895 lira 39 kuruş olarak hesaplandı. Uzuner, bu durum üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Kaplan hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve sahte resmi belgenin kullanılması suçlarını bildirdi. Bu skandal, adaletin gecikmeli bir şekilde tecelli ettiğini ve sahteciliğin yol açabileceği büyük mali zararları gözler önüne serdi.”}p>”