Efsanevi aktör Sylvester Stallone, kariyerinin en ikonik yapımlarından ‘Rocky’ ve ‘Rambo’nun ardındaki derin hikayeleri, şimdi de kişisel deneyimlerini gözler önüne seriyor. 80 yaşını devirmiş olan Stallone, 29 Eylül’de yayımlanacak anı kitabı ‘The Steps’ aracılığıyla, gençliğinde yaşadığı benzersiz ve travmatik bir dönemi detaylı bir şekilde anlatıyor. Bu dönem, otizm, zihinsel engellilik ve ruh sağlığı alanlarındaki rehabilitasyon merkezlerinde geçirdiği zamanı kapsıyor.

Pennsylvania’da bulunan Devereux Manor Lisesi’ne yatışı, Stallone için sadece bir cezalandırma yöntemi değil, aynı zamanda hayatının dönüm noktası olmuştu. O dönemde, genç erkeklerin, özellikle de kızlarla ilgilenme gibi ‘yönetilemez’ davranışlarda bulunmaları durumunda cezalandırılması yaygın bir uygulamaydı. Stallone, “Park Locası veya Yılan Çukuru” olarak bilinen yerlere götürülerek, kokmuş, pis ve çıplak hastalarla dolu bir ortamda, elleri bağlı ve salyaları akan bireylerin önünde, kuralları çiğnemeye yönelik davranışlarının sonuçlarını deneyimlemişti. Bu sıra dışı ortamda, bir arkadaşının saldırısı da yaşanmıştı.

Bu olay, Stallone’un hayatının en travmatik anılarından biri olarak kalıcı bir iz bırakmıştı. Psikiyatri servisine götürülen ve arkadaşının saldırısına maruz kalan Stallone, “İri yapılı, saçı yoktu, hep çıplaktı, dişleri çürüktü. Ona ‘alakarga’ derlerdi, çünkü hep bir saksağan gibi çıplaktı. Yemekhaneye giderken tuvalete girdim, o da içeri girdi, etrafımı sardı ve boğazımı parçalamaya başladı, pantolonumun içine girip kasıklarımı kavradı. Sonra iki gardiyan içeri girdi ve onu jilet kayışlarıyla fena halde dövmeye başladılar” şeklinde yaşadıklarını anlatmıştı. Bu olaydan sonra, ‘Beni kıramazsınız’ diyerek iradesinin gücünü ve kırılmayışını vurgulamıştı.

Olayın ardından okul müdürünün ‘Dersini aldın mı?’ sorusuna Stallone’un verdiği yanıt, o anın anlamını daha da pekiştirmişti. ‘Bu dersten çok daha fazlasını öğrendim. Çok daha iyi bir ders: Beni kıramazsınız’ diyerek, hayatının geri kalanında kırılmaz bir ruhla yoluna devam etme kararı almıştı. Bu deneyim, New York’a yerleşişi ve sonrasında yaşadığı her başarıya ilham kaynağı olmuş, ‘kalbim kırılabilirdi, her insan gibi, ama burada iradeden bahsediyorum’ sözleriyle ifade ettiği gibi, iradesinin gücünü ortaya koymuştu.”}