İstanbul'un Tarihi Rami Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen Aile Festivali, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın 'Aile ve Nüfus On Yılı' hedefleri doğrultusunda önemli bir platform oluşturdu. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş'ın açılış konuşması, toplumun geleceği için ailenin yeniden merkeze alınmasının önemini vurgularken, nostaljik anılar ve sosyalleşme eksikliği gibi konulara da dikkat çekti. Göktaş, ‘Devlet olarak ailenin korunması ve güçlendirilmesi adına pek çok çalışmaya öncülük ediyoruz. Bizim anılar biriktirmeye ihtiyacımız var. Küçükken nenelerimizle, annelerimizle, babalarımızla, ufacık anıları hâlâ hatırıyoruz’ diyerek, ailelerin bağlarını güçlendirme çağrısında bulundu.

Türkiye'nin demografik yapısında yaşanan değişimler üzerine konuşan Bakan, hanelerin yüzde 58'inde çocuk olmamasının ve 18 yaş altı çocuk sayısının azalmasının endişe verici olduğunu vurguladı. ‘Çocuk seslerinin yükseldiği, çocukların cıvıl cıvıl gülüşünün, seslerinin, neşesinin donattığı ortamlara ihtiyacımız var’ şeklinde dile getiren Göktaş, ailelerin bu önemli rolünü yeniden üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu durumun, toplumun genel refahı ve dayanışması için kritik bir unsur olduğunu savundu.

Bilal Erdoğan'ın da katıldığı etkinlikte, demografik çöküşün aile bağlarının zayıflamasından kaynaklandığı belirtildi. Erdoğan, ‘Bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var. Bu zihniyet dönüşümü de yeniden bireyi, aileyi ve toplumu merkezde alan düşünce sistematiğini gerektiriyor. ‘Ben başka insanların dertleriyle dertlenirim. Ben bir topluluğun, bir ailenin parçasıyım. Ben bir aile olarak bizliyim.’ diyerek, bireysel sorumlulukların ve toplumsal dayanışmanın önemine işaret etti. Gençlerin aileye olan değerini ve güven duygusunu koruduğunu hatırlatarak, bu konuda daha fazla destek sağlanması gerektiğini belirtti.

Erdoğan, ‘Bir zihniyet kırılmasına ihtiyaç var. Çocuk sahibi olmanın, çok çocuklu olmanın, aile olarak yakın yaşamanın takdir edildiği, yüceltildiği bir düzleme dönmek zorundayız.’ diyerek, bu konuda daha önceki Cumhurbaşkanımızın ‘3 çocuk’ çağrısının önemini hatırlattı. Ancak bu çağrının yeterli değerlendirmeye alınmadığını, zihniyet dönüşümünün ve kurumsal adımların geciktiğini ifade etti. Sermaye gruplarının bu konuda engellemeye çalıştığını ve toplumun tüm kesimlerinin dayanışa geçerek, daha güçlü bir aile ve toplum yapısı inşa etmesi gerektiğini vurguladı.