Finansal piyasalarda yaşanan karmaşık olaylar, yatırımcıların güvenliği ve piyasa düzenlemeleri konusunda yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Özata Denizcilik Sanayi ve Ticaret AŞ’nin hisselerinde meydana gelen manipülatif işlemlerle ilgili kapsamlı bir inceleme sonucunda 11 kişi hakkında ciddi suçlamalarla hareket etmiş, bu durum ‘etkin pişmanlık’ uygulamasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Bu formül, kamuoyunda özellikle 2020 yılında İBB davasında etkin pişmanlıktan yararlanan Aziz İhsan Aktaş örneğiyle sıkça tartışılmıştı. Şimdi ise SPK’nın aldığı kararlar, bu mekanizmanın yatırımcıların zararlarını telafi etme potansiyelinden ziyade, adaletin bozulmasına yol açabileceği yönündeki endişeleri artırmakta. 11 kişi arasında Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ve Tera Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin gibi önemli isimlerin yer alması, sürecin ciddiyetini gözler önüne seriyor. Etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyenlerin, 500 bin lira ve üzeri menfaatleri için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na 2 katını ödeme zorunluluğu getirilmesi, bu durumun ne kadar tartışmalı bir yaklaşım olduğunu gösteriyor.
Ekonomist Ramazan Başak, bu uygulamanın ‘Yüzbinlerce insanı dolandırmış olabilirsiniz, onların sağlığını, huzurunu ve aile bütünlüğünü de bozmuş olabilirsiniz. Bunların önemi yok. Sen tespit edilebilen zararın iki katını onlara değil de Hazine’ye ödersen hiç bir ceza almayacaksın’ deniliyor’ şeklinde eleştirerek, bu formülün yatırımcılar üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde özetledi. Başak, mevcut sistemin, yatırımcıların mağduriyetini gidermekte yetersiz kaldığını ve hatta bazı durumlarda dolandırıcılık ve hırsızlık suçlarına benzer davranışları teşvik ettiğini vurguladı. Özellikle Seçil Erzan vakası üzerinden yapılan vurgu, caydırıcı olmaktan uzak bir düzenlemenin tehlikelerini gözler önüne serdi.
SPK’nın aldığı kararlar sadece 11 kişiyle sınırlı kalmadı. Tera Yatırım ve Tera Portföy gibi kurumlar da 2 yıl işlem yasağı ile karşı karşıya kalırken, 5 ismin de tüm lisansları iptal edildi. Ancak, bu yaptırımlar da yatırımcıların zararının telafi edilmesi açısından yeterli bulunmadı. İktisatçı İnan Mutlu, SPK’nın kararında 107/1 maddesinden suç duyurusu yapılmasına rağmen, ‘Elde ettiğin veya elde edilmesine sebep olduğun menfaatin 2 katını Hazine’ye yatır, etkin pişmanlıktan yararlan’ notunun, “Parayı veren yırtacak” şeklinde yorumlanması gerektiğini belirterek, sistemdeki temel sorunu ortaya koydu. Ayrıca, Bankacılık Kanunu’nun ilgili maddesine göre müşteriden para çalınması durumunda 20 yıla kadar hapis cezası verilmesi ile bu formülde Hazine’ye ödeme yapıldığında cezaların en iyi ihtimalle 3’te 1’i hapis cezası olması arasındaki çelişki, yatırımcıların zararını nasıl koruyamadığına dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Bu durum, yatırımcıların korunması ve piyasa düzenlemelerinin etkinliği konusunda ciddi soruları beraberinde getiriyor.”}