Tarihin derinliklerinden yükselen bir ses: Karaca Tiyatro, yeniden hayat buluyor! 1979’da Sanat Dergisi’nin kapaklarında yer almış, o dönemde tiyatro sahnesinin önde gelen isimlerinin bir araya geldiği mekân, şimdi de izleyicilere kapılarını açacak. Bu yeniden doğuş, sadece bir mekânın yenilenmesi değil, aynı zamanda Türk tiyatrosunun zengin mirasını yaşatmak için yapılan bir çabadır.
1954-55 yıllarında Muammer Karaca’nın kendi imkanlarıyla kurduğu bu tiyatro, adeta bir ateş köprü görevi görmüştür. “Ednan Bey Duymasın” gibi ilk oyunlarıyla başlayan yolculukta, Muhsin Ertuğrul, Kenter’ler, Münir Özkul gibi ustaların da sahneye ayak basması, Karaca Tiyatro’yu Türk tiyatrosunun kalbine yerleştirmiştir. Dostlar Tiyatrosu, “Lüküs Hayat”, “Keşanlı Ali” gibi önemli oyunların ilk gösterimlerini burada gerçekleştirmiş, tiyatro tutkunları için kutsal bir mekân haline gelmiştir. Bu mekân, 1958’de Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan çıkarılan Muhsin Ertuğrul’un da sahnelere uzanabileceği bir umut ışığı olmuş, Kenter’ler’in “Salıncakta İki Kişi” oyunuyla tiyatrolarının tohumunu ekmişlerdir.
2012 yılında deprem riski gerekçesiyle kapatılan Karaca Tiyatro, İBB’nin titiz restorasyon ve revizyon çalışmalarıyla yeniden açılıyor. 19. yüzyıldan kalma kâğıt duvarlarının ortaya çıkarılması, çelik sütunlarla güçlendirilmesi ve modern tekniklerle donatılması, hem tarihi dokuyu koruyor hem de tiyatroseverlere çağdaş bir izleme deneyimi sunuyor. 300 kişilik salonu, işlevsel sahnesi, atölye olarak kullanılabilecek salonları, oda konserleri için bölmeleriyle Karaca Tiyatro, çok yönlü bir kültür merkezi işlevi görecek. Bu yenilenen mekân, tiyatro tutkunları için sadece bir sahne değil, aynı zamanda bir buluşma noktası, bir eğitim alanı, bir sanatsal yaratıcılığın merkezi olacaktır.
Açılış sergisi olarak Mengü Ertel’in tiyatro evreni sergilenecek. Bu sergide, usta sanatçının afişleri, dekorları, kostüm ve dekor tasarımları, kitap kapakları, logoları arasında dolaşırken 60’ların, 70’lerin, 80’lerin, 90’ların sanat atmosferini, tiyatro dünyasını içime çekeceğim. Bu eserlerin birçoğunun yaradılışına tanıklık etmiştim. Tiyatro dünyamızın görsel dışavurumunu çok katmanlı olarak yeniden yaşayacağım. Sergiyi gezerken her afişin gerisinde sadece oyun yazarı ve oyun değil, o oyunlarda rol alan tüm oyuncular da bana eşlik ediyor gibiydi.