Kışın soğuk nefesi, vücudumuzun ısıyı koruma çabasına tanık oluyoruz. Ancak bu doğal savunma mekanizması, bazen boyun ve sırt bölgelerinde istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Soğuk hava, vücudumuzun ısı kaybını azaltmak için omuzları yukarı çekip, gövdesini büzmesine neden oluyor. Uzun süre bu pozisyonda kalmak, kaslarda gerginlik, sertlik ve ağrı oluşmasına zemin hazırlayabiliyor.
Fizyoterapist Ahmet Burak Sezgin, özellikle ofis ortamında çalışanların bu durumla karşı karşıya kalabileceğini vurguluyor. Soğuk ortamın, derideki algılayıcılar aracılığıyla damarlara baskı yaparak ısıyı koruma refleksini tetiklediğini belirtiyor. Ancak bu refleksin uzun sürmesi, omuz kaslarının sürekli olarak zorlanmasına ve yorulmasına yol açabiliyor. Bu durum, sırt ve omuzlarda hassasiyet, tutukluk ve şiddetli ağrıların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Omuzların sürekli yukarıda tutulması, üst trapezius ve kürek kemiği çevresindeki kasların aşırı çalışmasına neden olur. Bu durum, kaslarda yorgunluğa, hassasiyete ve hareket kısıtlılığına yol açabilir. Ayrıca, bu pozisyon, “kulunç” olarak bilinen omuz ağrılarını tetikleyebilir ve gerilim tipi baş ağrılarını şiddetlendirebilir. Uzmanlar, bu duruşun doğrudan boyun fıtığına neden olabileceğine dair kesin bir kanıt olmadığını, ancak kola yayılan ağrı, uyuşma veya güç kaybı gibi belirtiler varsa mutlaka bir uzmana başvurmanın önemini vurguluyor.
Günümüzde, bilgisayar ve mobil cihazların yaygın kullanımı, boyun ve omuz bölgelerinde ciddi sorunlara yol açabiliyor. Beyin ve sinir cerrahı Dr. İdris Avcı, son dönemde boyun ağrısı ve boyun düzleşmesi vakalarının artışını gözlemlediğini belirtiyor. Uzun süre eğik pozisyonda oturmak, omuzlarda sertlik ve yorgunluğa neden olurken, aynı zamanda boyun kaslarını da zorlar. Ağrı ortaya çıktığında, uzun süreli ilaç kullanımının yan etki riskini artırabileceği ve sorunun temel nedenini gözden kaçırabileceği vurgulanıyor. Bu nedenle, ağrı ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak, doğru teşhis ve tedavi için kritik önem taşıyor. Uzmanlar, kişiye özel egzersiz programlarının hekim veya fizyoterapist önerisiyle uygulanması gerektiğini ve sosyal medyadaki genel egzersiz videolarının riskli olabileceğini hatırlatıyorlar.