Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna yaptığı açıklamada, İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir, küresel barış çabalarına yönelik engellemeleri ve müzakereyi reddeden liderleri sert bir dille eleştirdi. Gunnarsdottir, bu durumun sadece siyasi bir tercih olmadığını, aynı zamanda derin bir ahlaki sorumluluğun reddi olduğunu vurgulayarak, ‘adil ve kalıcı barış için masaya oturmayı reddedenler ahlaki korkaklardır’ ifadesini kullandı. Bu yaklaşımın, insanlığın ortak geleceğini inşa etme potansiyelini baltaladığını savundu.
Gunnarsdottir, özellikle Gazze’deki trajik durumun, uluslararası toplumun acilen harekete geçirme zorunluluğunu işaret ettiğini belirtti. Çocukların hayatının, sivillerin çektiği acıların ve evsizliğin, küresel bir trajedi olarak önemsiz kalmaması gerektiğinin altını çizdi. Filistin halkının çektiği dayanılmaz zorluklara rağmen, barışın sağlanması için müzakere ve uzlaşmanın önündeki engellerin aşılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Ukrayna ve Orta Doğu'daki krizlerin, diğer acıların arka plana itilerek değil, ortak bir insanlık sorumluluğu çerçevesinde ele alınması gerektiğini ekledi.
İzlanda’nın, Ukrayna’ya desteğini ve Ukrayna’nın egemenliğini koruma konusundaki kararlılığını bir kez daha vurgularken, aynı zamanda İsrail’in Batı Şeria’daki eylemlerini de kınadı. 11 ülkenin katılımıyla yürütülen, İsrail yerleşimlerine yönelik yaptırımların, uluslararası hukukun uygulanması ve adaletin sağlanması için atılmış önemli bir adım olduğunu ifade etti. Gunnarsdottir, uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiği Sudan gibi bölgelerde de acil müdahale çağrısında bulundu ve bu tür ihlallerin görmezden gelinmemesi gerektiğini vurguladı.
Son olarak, Gunnarsdottir, BM kürsüsünden “ahlaki korkaklar” terimini sıkça kullanılmasına rağmen, bu ifadenin, müzakere etmeyi reddedenlerin temel ahlaki sorumluluklarını yerine getirmemesini gösterdiğini belirtti. Barışın ancak diyalog, uzlaşma ve karşılıklı saygı çerçevesinde inşa edilebileceğine inandığını ve bu nedenle, müzakereyi reddedenlerin, insanlığın ortak geleceği için ‘ahlaki bir sorumluluk’tan uzak kaldıklarını ifade etti.