Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurul'daki yüksek düzeyli toplantı marjında gerçekleştirdiği görüşmelerde, Irak'taki güvenlik durumu ve Türkiye'nin bu süreçteki rolü hakkında önemli açıklamalar yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump, Körfez ülkelerinin temsilcileri ve Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile gerçekleştirdiği toplantılar, Irak'taki terörle mücadele stratejisi ve Türkiye ile Irak arasındaki işbirliğinin önünü açma hedefi doğrultusunda şekillendirildi.

Bakan Fidan, Irak'ın silahlı grupları ülkeden silahsızlandırma politikasına yönelik desteğini vurgulayarak, özellikle Sincar bölgesindeki terör örgütü varlığının ortadan kaldırılmasıyla birlikte Türkiye'nin de askeri varlığının geleceği hakkında netleşmelerin başladığını ifade etti. Sincar'daki terör örgütünün etkisiz hale gelmesi, Başika Üssü'ndeki Türkiye'nin mevcut durumuna dair bir dönüm noktası oluşturuyor. Bu durum, Türkiye'nin Irak'taki askeri varlığının geleceğine dair yeni bir perspektif sunuyor.

Fidan, Irak Başbakanı ez-Zeydi ile Türkevi'nde gerçekleşen görüşmede, Sincar'daki unsurların silahlarını devlete teslim etme konusuna yoğunlaşılmıştı. Bu gelişme, Türkiye ile Irak arasında terörle mücadele ve güvenlik işbirliğinin daha da güçlenmesi potansiyelini barındırıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuda Irak Başbakanı ile yaptığı açıklamalar, Türkiye'nin Irak'taki varlığının, Irak'ın terörle mücadele hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacak bir şekilde yeniden şekillendirileceğine işaret ediyor. Başika Üssü'ndeki varlığın, Irak'ın terörle mücadele yol haritası tamamlanana kadar devam edeceği, ardından kademeli olarak azaltılacağı veya sonlandırılacağı belirtildi.

Özetle, Fidan'ın açıklamaları, Irak'taki terörle mücadelede önemli bir ilerleme kaydedildiğini ve Türkiye'nin bu ilerlemeyi desteklediğini gösteriyor. Sincar'daki terör örgütü varlığının sona ermesi, Başika Üssü'ndeki Türkiye'nin varlığına dair bir yeniden değerlendirme sürecini başlatırken, Türkiye ve Irak arasındaki işbirliğinin geleceği hakkında da önemli ipuçları veriyor. Bu durum, bölgedeki güvenlik ve istikrar için bir fırsat sunuyor ve iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da güçlenmesine katkı sağlayabilir.