Meme kanseri, küresel sağlık gündeminin merkezinde yer alan ve kadınların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ciddi bir hastalık olarak kabul ediliyor. Özellikle genç kadınlarda gözlemlenen artış oranları, bu alanda araştırmaların daha da yoğunlaşmasına neden oluyor. Bilim insanları, sadece tarama protokollerinin iyileştirilmesiyle açıklanamayan bu yükselişin, çevresel faktörlerin rolünü sorgulamaya başladı. Yeni bir araştırma, tarım ilaçları kullanımının, meme kanseri gelişimine katkıda bulunabileceğini göstererek, dikkatleri bu alana yöneltiyor.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Uğur Coşkun, bu araştırmanın bulgularını değerlendirirken dikkat çekici bir noktaya vurgu yaptı: ‘Tarım ilaçlarının güvenliği değerlendirilirken, genellikle sadece ‘aktif madde’ üzerine odaklanılıyor. Ancak insanlar, bu ürünlerin tamamına maruz kalabiliyor. Kay ve ekibi, 2024 yılında yaptıkları bir çalışmada, hayvanlarda meme tümörüne yol açtığı veya hormonları destekleyerek meme kanserini tetiklediği belirlenen 900’den fazla kimyasalı listeleyerek, bu konudaki farkındalığı artırmışlardır.’ Bu çalışma, hücrelerin östrojen ve progesteron hormonlarının üretimini etkileyen kimyasalların potansiyel riskini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, Ulusal Emisyon Envanteri, Toksik Madde Salım Envanteri ve NHANES gibi çeşitli ABD hükümet veri tabanlarını analiz ederek, meme kanseriyle ilişkili kimyasallara maruz kalmanın başlıca yollarını tespit etmeye çalışmışlardır. Sonuçlar, tarım ilaçlarının önemli bir maruziyet kaynağı olduğunu gösteriyor. Ancak dikkatli bir bakış açısıyla, tarım ilacı formülasyonlarında bulunan 485 kimyasaldan yalnızca yaklaşık üçte biri (145 kimyasal), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından ‘aktif madde’ olarak kabul görmüş. Bu durum, ‘inaktif’ veya ‘yardımcı madde’ olarak sınıflandırılan yüzlerce kimyasalin denetimden muaf tutulması anlamına geliyor.