Himalayaların kalbinde yaşanmış, Nepal'in Rasuwa bölgesini derinden sarsan, 1.400'den fazla insanın hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin kayıp olduğu yıkıcı sel felaketi, küresel iklim adaleti tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Bu tarifsiz trajedi, Birleşmiş Milletler'in (BM) kurduğu Kayıp ve Zarar Fonu'nun, acil ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığı yönünde acı bir ders niteliği taşıyor. Fonun, 5 milyar dolarlık yeniden inşa talebinin karşılanmasında bir katkı sağlamaması, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede küresel işbirliğinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Felaketin hemen ardından Nepal hükümeti, BM'ye acil yardım çağrısında bulundu. Ancak, bir ayın geçmesine rağmen, BM Kayıp ve Zarar Fonu'ndan herhangi bir maddi destek gelmemesi, fonun operasyonel verimliliğinde ciddi eksiklikler olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, fonun, hızlı ve etkili insani yardımın sağlanması için tasarlanmış 'acil erişim kanallarını' etkili bir şekilde kullanamadığını, karmaşık başvuru süreçleri ve yıllarca sürebilecek veri analizleri nedeniyle felaketzedelere zamanında yardım ulaştıramadığını vurguluyor. Bu durum, küresel iklim krizi mağdurlarının, iklim değişikliğinin getirdiği zararlardan korunması için gerekli finansal desteği almalarını engelleyen bürokratik engellerin aciliyeti konusunda farkındalık yaratıyor.
Analizler, BM'nin finansman aktarımı için talep ettiği 'doğrudan bağlantılı veri' şartının da, özellikle gelişmekte olan ülkeler için aşırı olduğunu savunuyor. Himalayaların karmaşık ve kademeli doğa olaylarının, iklim değişikliğinin neden olduğu etkilerle matematiksel olarak ilişkilendirilmesinin yıllar alabileceği bilimsel gerçekleri göz ardı ederek, felaketzedelere yardım taleplerini reddetmek, iklim adaleti ilkesine aykırı bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Bu durum, yoksul ülkelerin, iklim değişikliğinin getirdiği zararlardan korunması için gerekli finansal desteği almalarını zorlaştıran bir 'veri bariyeri' oluşturuyor.
Uzmanlar, BM Kayıp ve Zarar Fonu'na acil reform çağrısında bulunuyor. Bürokrasisiz, hızlı ve etkili finansal aktarım mekanizmalarının geliştirilmesi, veri eksikliğini gerekçe göstererek yardım taleplerini reddetmek yerine, acil insani yardımlara öncelik verilmesi ve yoksul ülkelerin yüksek faizli borç bataklığına sürüklenmesini önlemeye yönelik adımlar atılması gerektiği belirtiliyor. Nepal'deki bu trajik olay, küresel iklim kriziyle mücadelede, iklim değişikliğinin etkilerini en çok yaşayan ülkelerin ihtiyaçlarının karşılanması konusunda daha adil ve etkili bir yaklaşımın hayati önem taşıdığını bir kez daha kanıtlıyor.